Kızkafası- Lafebesi, Söyleşi(4. Gün)

Lafebesi Söyleşisi


Herkese merhaba! Bugün turumuzun son günü ve gizemli kadın "Lafebesi" ile yaptığımız söyleşimiz var sırada. Herkese keyifli okumalar dilerim. Unutmadan çekilişimizin bitmesine kısacık bir süremiz kaldı, katılmayı unutmayın...

RKBT: Her söyleşinin klasik sorusuyla başlayalım, Lafebesi kimdir? İnternette aradık taradık ama bir bilgiye ulaşamadık, sizden dinlemek isteriz sizi.
Lafebesi: Lafebesi yirmili yaşların sonlarında, alnında ki çizgilere alışamamışken, son birkaç ayda sahip olduğu göz kenarlarındaki kaz ayaklarına alışmaya çalışan, yemeyi, gezmeyi, okumayı ,kahkaha atmayı seven ,temizlikten hoşlanan ama temizlik yapmaktan haz etmeyen dağınık,şaşkın , arkadaş canlısı,kimi zaman da yalnızlıktan hoşlanan arkadaşlarının çılgın diye tanımladığı ,kafasına koyduğunu yapan,balık etli,bir kızdır.


RKBT: İsminizin yerine rumuz kullanmanızın sebebi nedir ve neden “Lafebesi”?
Lafebesi: Mutluyken çok konuşurum. Genelde de mutlu ve neşeli birisiyimdir. Açık sözlülüğümle de bilinirim, tabii patavatsız olmamak koşuluyla...

Yani lafı ağzında biri olmam lafebesini ortaya çıkardı diyebiliriz.Bir zamanlar hayatımda yer almış insanları deşifre etmiş olmam, kitapta zaman zaman argo sözcükleri kullanmam, yer yer cinsel olaylara yer vermem beni nick kullanmayı yönlendirdi. Ayrıca şu anda yaptığım işin gereği olarak da ideal ve kusursuz olmam gerekmekte. Evet, hiç kimse sütten çıkmış ak kaşık değil bu hayatta ama işimde de kimseyle yüz göz olmak istemem. Kısacası kimse üstüme gelmesin diye gizledim ismimi :)


RKBT: Sizi rumuzunuzla tanıdık ve fuarda da imza gününüz vardı. Bir anlamda ortaya çıkmak size ne hissettirdi?
Lafebesi: Aslında imza günü diye bir şey yoktu. O durum kendiliğinden oluştu. Bir yanım gizlenmem gerektiğini söylerken bir yanımda kitabım ve ben biz buradayız diye bağırmak istiyordum. İşte öyle bir anda birkaç kişiye imza verirken bir anda etrafım kuşatıldı ve yüzlerce kişiye imza dağıtmaya başladım. O gün benim için gerçekten de çok özel ve güzel bir gündü. O kadar ki o hafta uykumda bile güldüğümü söyleyebilirim:) Ortaya çıkmak konusuna da gelince büyük bir kitle olacağımızı düşünecek olursak imza dağıttığım birkaç yüz kişi dışında hala gizliliğimin korunduğunu düşünüyorum.


RKBT: Yazmaya nasıl başladınız ve bunu kitap haline getirme düşüncesi nasıl gelişti?
Lafebesi: Yazı hayatımda hep vardı. Çünkü ben yazarak konuşan ve yazarak nefes alanlardanım. Bunu fark edince de bir müddet sonra her şeyi yazmak istiyorsunuz sonra bir de bakmışsınız ki önünüzde bir kitap taslağı, Kızkafası. Kızkafası' nı yazmaya başladığım süreçte çok dolmuştum, bir şeyler taşıyordu, anlatıp rahatlamam gerekiyordu. Bir nevi iyileşme süreciydi yani. İyi ki de yazmışım.


RKBT: Kitabınızın başında bir kısmın kurgu bir kısmın da gerçek olduğunu belirtmişsiniz, gerçek olanları yazmak ve birilerinin bunları okuduğunu düşünmek sizde nasıl bir his uyandırıyor?
Lafebesi: Gıdıklanma hissi. Gıdıklanırken güler ama ufak da olsa tuhaf bir rahatsızlık hissedersiniz ya işte aynen öyle. Birilerini deşifre ettiğini bilmek, gerçeklerin üstüne gitmek, içini oymak rahatlama ve gülmeye yakın bir duygu yaratsa da, o kişilerin kitapta kendilerini bulduktan sonra verecekleri tepkiyle karşı karşıya kalmak yani ne zaman çemkirecekler acaba diye düşünmek gıdıklanmanın rahatsızlık verici kısmı. Yine de gıdıklanmak güzeldir.


RKBT: Kitabınızı ilk elinize aldığınızda ya da bir rafta gördüğünüzde ne hissettiniz?
Lafebesi: ''Kızkafası ''fuarın ilk gününde çıktı. Girişten kitabımın olduğu standa kadar yol bitmek bilmedi diyebilirim. İlk olarak kitabımın afişini sonra da yan yana dizilmiş yüzlerce kızkafasını gördüm dakikalarca seyretttim, çok duygulandım. Tarifi çok zor. Bugüne kadar daha önce hiç yaşamadığım insanı çok güçlü ve mutlu kılan, hayata bağlayan, onca zorluğu iyi ki yaşamışım dedirten bir duygu. Umarım herkesin hayali gerçek olur çünkü o an anladım ki kitap yazmak benim hayalimmiş aslında.


RKBT: Yazmak ve okumak, bu iki kavram hayatınızın neresinde duruyor? Kimleri okursunuz, yazdığınız farklı şeyler de var mı?
Lafebesi: Yazmak ve okumak iç içe ve ikisi de hayatımın merkezinde yer alan şeyler. Şartlar ne olursa olsun her gün kitap okumaya çalışırım ama yazmak biraz daha farklı. Her gün oturup yazı yazmıyorum önce zihnimde yazmaya başlıyorum orada birikiyor tamamlanıyor ve son olarak kağıda döküyorum. Bilgisayarın, defterin başına oturduğumda ne yazacağımı, nasıl yazacağımı, hikayeye nerede nasıl nokta koyacağımı biliyorum. Yazdığım şeylerin birçoğunun da gerçek olması bu süreci kimi yerde hızlandırıyor kimi yerde de yavaşlatıyor.

Okuduğum kitaplarda da çok arabesk takılmamaya çalışırım. Aslında bu dönem dönem değişen bir şey benim için. Bir dönem macera bir dönem aşk kitapları bir dönem de günlük gibi daha çok kendi yazdığım tarzda ki kitapları çok okuyordum. Sanırım bu ruhsal ihtiyaca göre değişen bir şey. Tarzdan çok da yazarın diline bakarım. Akıcılık ve samimiyet benim için bir kitapta olmazsa olmazımdır. Beğendiğim kitap ya da yazar ismi vermem gerekecek olursa da kitabımı Angutyus’un kitaplarına yakın bulduğumu söyleyebilirim.


RKBT: Yeni projelerinize gelecek olursak, bizi neler bekliyor?
Lafebesi: Lafebesi olarak Kızkafası'nda üniversiteye başlangıç , dört yıllık hareketli bir süreçten bahsetmiştim. Okulu bitirmemle Kızkafası da tamamlanmış oldu. Tabii yer yer çocukluğumdan da anlattığım şeyler oldu. Kızkafası nın içeriği budur, daha çok kahkalarla okunan bir kitap. Yeni kitapta ise Lafebesi üniversiteyi bitirdikten sonra iş hayatına geçiş yapıyor ve hiçbir şey umduğu gibi olmuyor. Şartlar onu hiç yapmam dediği şeylere doğru sürükleyecek. Şimdiden zihnimde bu kitabı yazmaya başladım. Koltukta oturup tv izlerken zihnim yazmaya devam ettiğinden kimi zaman ağlarken buluyorum kendimi. Okuyucu da ,ikinci kitabın bazı bölümlerinde,satır satır ağlayacak ve her kelimenin üzerine gözyaşını akıtacak.Tabii hep böyle olmayacak. Kimi yerlerde de gülecek bazen de gülerken ağlayacak. Öyle yada böyle, iş hayatı zormuş vesselam ,diyerek Kızkafasını özlediğini fark edecek...


RKBT: Sosyal medya ile aranız nasıl? Okurlarınız size hangi platformlardan ulaşabilirler?
Lafebesi: Sosyal medyada çok yoğun olarak yer alamıyorum. Daha doğrusu bu işlerden hiç anlamıyorum. Anladığım bir tek facebook var,orada aktifim. İnsanlar lafebesi’ni beğenerek buradan Kızkafası nı takİp edebilirler. Twıtter(@LFSkizkafasi), instagram gibi şeylerde çok yeniyim, çok aktif olduğum söylenemez. Tabii bu biraz da iş yoğunluğumdan kaynaklanıyor. Zaman ayırabilmek çok önemli bu noktada.


RKBT: Kitabınızla ilgili yorum aldığınızda neler hissediyorsunuz? Bu anlamda size en ilginç gelen yorum hangisiydi?
Lafebesi: Çok mutlu oluyorum. Bu güne kadar geri dönütler hep olumlu yönde oldu. Bu insana ayrı bir mutluluk veriyor tabii. Yorumlara gelecek olursak kitabı bir iki günde kahkalarla okuduklarını söylüyorlar. Kitap okuyormuş gibi değil de iki arkadaş, ellerinde fincanları muhabbet ediyormuş havasında geçiyor olaylar diyorlar. Kızkafası’nın eğlenceli, komik, samimi ve acınası olduğunu da belirterek:)) İnsanların en çok etkilendikleri olaylarsa şişe olayı, para kaptırma ve sonrası. İş yerinde bana bakıp bakıp ''Bana doğru kocaman bir ağız geliyordu.'' deyip kahkahayı basan arkadaşlarım var. Yağmurlu havada yazlık tulumu giyip çukura düşmeme de.


RKBT:Bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Size yazarlık kariyerinizde
başarılar dilerken, okurlarınıza iletmek istediğiniz mesajınızı sorsam? Onlara ne demek istersiniz?
Lafebesi: Hayatında kalıcı olmayan insanlar için üzülme
Kimseyi adam etmek için vaktini ve enerjini harcama,
Kim ne için gelecekse, adam olup gelsin sana
Dost,arkadaş, sevgili,..
Hiç fark etmez.
Ve en önemlisi bazen
Bazı şeyler hiç geçmeyecek sanıyorsun ya
İnan buna geçiyor...

Bu güzel röportaj için ben teşekkür ederim,
Bizimle birlikte olan,
Kızkafası'nı okuyan herkese çok teşekkür ederim..

2 yorum:

  1. En güzeli de verilen mesajlar. Çok haklı mesajlar. ^^ Güzel bir röportaj olmuş. Elinize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu güzel yorumunuz için size, söyleşi yapmayı kabul ettiği için de yazarımıza çok teşekkür ederim :))

      Sil

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI