4 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Masum Menekşe- Kathryn Kramer


Sayfa Sayısı: 480
Novella Yayınları
2015
22 tl

Kitap Tanıtımı


Saklı bir tutkunun ardındaki kıvılcımlar aşkı tutuşturacak, maskelerin ardına saklansan bile… Stephen Valentine, İngiltere kralından kendine ait toprakları istemek üzere saraya gider. Orada güzeller güzeli, menekşe gözlü, masumiyet timsali Madrigal ile karşılaşır ve aralarında muhteşem bir aşk doğar. Ancak Madrigal'ın baş düşmanının kızı olduğunu öğrenince Stephen'ın dünyası başına yıkılır. Madrigal ise çok sevdiği krala bir komplo kurulduğunu yanlışlıkla öğrenir ve kendini ozan kılığında yollarda bulur. Masumiyetle şehvet, aşkla intikam, macerayla tutku bu yolda ona eşlik edecek…

"Yürek çarpıntılarıyla okuyacağınız, heyecanlı bir tarihi roman."
-Amazon-

"Tarihi bir atmosferde nefes almak, tutkulu bir aşkı hissetmek ve hayatın rüzgârında savrulmanın acısını tatmak için bu kitabı okumalısınız."
-Booklist-

"Kathryn Kramer tarihi bilgisi ve deneyimiyle harikalar yaratmış. Bir Masum Menekşe kolay kolay unutulmayacak."
-Goodreads-


Kitap Yorumu


Yeni turumuzdan herkese merhaba :) Bu turumuzun konuğu Novella Yayınları’ndan çıkan Bir Masum Menekşe. Ortaçağ Avrupasında geçen bir historical kitabımızın türü de. 

Madrigal soylu bir ailenin kızıdır. Ailesini kaybettikten sonra dönemin İngiltere Kralı Richard tarafından himaye altına alınmış, mutlu ve sakin yaşam sürmüştür. Ta ki o geceye kadar. O gece önce bir adama âşık olmuş, ardından da kapılı kapılar ardında konuşulanları duymuştur. Duyduklarını bir an önce muhatabına iletmeli ve ülkesini olası bir felaketten korumalıdır. Ancak bunu yapması çok kolay olmayacaktır. Anlık bir dalgınlıkla kendini açık etmiş ve hainler peşine düşmüştür. Kralına ulaşana kadar dayanmalıdır. Hatta bu uğurda erkek kılığına girip halk ozanı gibi davranmak da dâhildir! 

Stephan bir zamanların asillerinden birinin oğludur. Ancak Güller Savaşı döneminde yaşamış olması ve kanlı taht kavgaları arasında yenilen tarafta olmaları hem topraklarını kaybetmesine sebep olmuştur hem de ailesini kaybetmesine. Bu yıkımın yerini ise derin bir nefretle doldurmuştur. 

Gün gelmiş ve Stephan kaybettikleri arazileri kraldan istemeye karar vermiştir. Bu elbette o kadar olmayacaktır. Hatta bu uğurda aşkını bile görmezden gelmek zorunda kalacaktır. 

Ortaçağ’da Avrupa’da yaşanan kirli ve kanlı taht oyunlarından bir kesit aslında Bir Masum Menekşe. İnsanların hırsı uğruna neler yaptıklarının örneği. York ve Lancaster arasında geçen bu kanlı dönemle ilgili çok şey okumuş ve tarihe meraklı biri olarak kitabı zevkle okuduğumu söylemeliyim. Bu dönemde geçen bir aşkı okumak, hele ki bunu uzun süredir yapamadığım düşünülürse, benim için güzel saatler anlamına geldi. Bu dönemde yazılmış çok fazla historical de olmadığından ayrı bir değerde benim için. Arada geçen Türk kısımları için olmasa da olurmuş diyorum, gereksiz bir detaymış. 

Uzun lafın kısası ben kitabı severek okudum. Arada Stephan’a saydırmış olabilirim ama bu konu dışı :P Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Unutmadan, siz de bu kitabı okumak isterseniz sayfamızdan çekilişe katılabilirsiniz.

Yalnızlık Cesaret İster- Merve Deniz



Sayfa Sayısı: 448
İndigo Kitap
2015
20 tl

Kitap Tanıtımı

Birbirlerine yasladıkları tek şey bedenleri değildi; tüm umutları, umutsuzlukları o gece koyun koyunaydı.

Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?

Başarılı, genç ve güzel bir kadın olan Rüya, ta ki âşık olduğu adamla aynı adaya düşene kadar bu sorunun yanıtını hiç düşünmemiştir. Gönlünü, çalışanların "Otoriter Despot" ismini verdiği yöneticisi Arel Bozan'a kaptıran Rüya, Arel'in kendisini fark etmesi için sonsuz bir çaba içindedir, ama ne yaparsa yapsın bir türlü Arel'in dikkatini çekmeyi başaramaz. Çıkacakları Hindistan geziyse Rüya'nın son şansıdır: Ya devam edecek ya da vazgeçecektir. Fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmez ve kendisini âşık olduğu adamla birlikte ıssız bir adada bulur. Acaba hayatta kalmak için büyük bir mücadele verdikleri bu ıssız adada Rüya, Arel'in duvarlarını yıkabilecek midir?


Kitap Yorumu


Kitabın kapağındaki “Bir Issız Ada Hikâyesi” alt başlığıydı ilk ilgimi çeken. Malum ülke olarak tam anlamıyla “Survivor” fanatizmi yaşadığımızdan belki de acaba bu işin hikâyesi nasıl olur diye düşündüm. 

Merve Deniz kalemiyle daha önce tanışmamıştım. Wattpad’de yayımlanmış ama okuma fırsatım olmamıştı hikâyeyi, kısmet kitabaymış. 

Rüya hem güzel hem de zeki bir kadındır. Yazılım uzmanı olmuş ancak bir süre farklı yerlerde çalıştıktan sonraki durağı, hayatına damga vuracak bir dönem yaşatır. İşe başlarken hiç böyle şeyler yaşayacağını düşünmemiştir. 

Arel yalnızlık ve korkular içinde büyümüş bir çocuktur. Yaşadığı şansız çocukluğun onu ileride acımasız bir adama dönüştürmesi ise kaçınılmazdır. Tabii bir de buna zamanında yediğin hurmalar gün gelir tırmalar hesabı eklenince, kendini ıssız bir adada buluverir. Kendi yetmiyor gibi bir de Rüya’nın başını derde sokmuştur. 

Büyük bir iş peşinde olan Rüya ve Arel, Hindistan’a bir proje için giderler. İşte olayların çıkış noktası orası olmuştur. İtiraf edilen aşkla birlikte ilk viraj alınmıştır. İkinci virajda hazır olun ama Rüya odasında gözünü açtığında Arel’i elleri kolları bağlı halde bulur. Üçüncüsü ise ikilinin gözlerini açtıklarında kendilerini bir gemide bulmalarıyla başlar. Ardından da kendilerini ıssız bir adada bulurlar. Neler oluyor, nasıl oluyor dediğinizi duyar gibiyim ancak bu soruların cevabını en yakın kitapçıya giderek bulabilirsiniz zira benden bu kadar! 

Yer yer fazlalaşan betimlemelerle birlikte oldukça duygusal bir dil hâkimdi kitaba. Zaman zaman bu beni zorladı. Bir diğer zorlayan etken ise kitabın puntosuydu. Keşke biraz daha büyük olsaydı. Takıldığım birkaç nokta vardı, onlara değinmeden geçemeyeceğim. Rüya’nın denizde uyuması mesela bende soru işareti. Denizde nasıl uyunur ki??? Sonra İnci ile Ümit’in yaşadığı… 

Değişik bir kurgusu vardı kitabın. Hayal edemeyeceğim pek çok noktanın bir araya gelmiş haliydi. Sırf meraktan bile okutur yani kendini :D İnci’nin varlığı, Ümit’in olaya dahil oluşu, Natali’nin ortaya çıkışı derken aksiyon üzerine aksiyon yaşanıyor :D 

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Merve Hanım’a da yazarlık kariyerinde başarılar dilerim.

Benim puanım;

Her Güne Yeni Bir Öpücük- Rachel Gibson, Kitap Yorumu (5. Gün)

Her Güne Yeni Bir Öpücük- Rachel Gibson


Sayfa Sayısı: 336
Nemesis Kitap
2015
18 tl


Kitap Tanıtımı

Miami'de barmaid olarak çalışan Stella Leon'un hayatı, Beau Junger ile karşılaşınca altüst olur. İşini ve evini terk etmek zorunda kalması sorunun sadece küçük bir parçasıdır. Hayatı bir mafya üyesi tarafından tehdit edilmektedir ve onu koruyacak tek kişi Beau'dur. 

Beau Junger sadece işini yapıyor ve Stella ile kısa bir görüşme planlıyordur ancak verdiği yanlış karar ona pahalıya patlayacaktır. Yalnızlığı seven, özellikle kadınlardan uzak duran Beau, artık Stella'yı canı pahasına korumalıdır. Hem de her gün… 

İçinde bulundukları tehlikeli durum bile aralarında oluşan çekime engel olamaz. Bir süre sonra Beau'nun Stella'yı korumak zorunda kaldığı tek kişi peşindeki mafya üyesi olmaz. Artık onu kendisinden de korumak zorundadır. Hem de her gün…


Kitap Yorumu


Rachel Gibson ismini hep duyduğum bir yazardı. Hatta Kitap İklimi Pınar’ın çok sevdiği yazarlardan biridir ve ben onun yorum ve zevkine güvendiğim için epeyce kitabını almıştım ama okumak kısmet olmamıştı. O da bu güneymiş. Rachel Gibson’la ilk tanışmam tur vasıtasıyla oldu :) 

Kitabın kapağına bayıldığımı söylemeliyim. Tam yaz kapağı ve gel beni okuyan cinsten. Tasarımı kim yaptıysa ellerine sağlık. Gerçi kitap üzerinde kimin emeği geçtiyse hepsine teşekkür etmeli. Çevirisi, redaksiyonu da oldukça iyiydi. Bunlara bir de iyi bir konu, sevilesi karakterler eklenince okuması oldukça keyifli oldu. 

Stella yirmi sekiz yaşında ve başarılı bir barmaiddir. Hayatı normal akışında devam ederken belki de aşık olmak o an için aklından bile geçmez. Hayatının bir mafya üyesi tarafından tehdit edilmesi ya da Beau birlikte olmak hayal bile etmeyeceği bir şeydir. 

Beau ise otuz sekiz yaşında ve eski bir askerdir. Şimdiki görevi ise Stella’yı korumaktır. Ama kalbini koruyabilecek midir, o muamma :D 

Okuduğum ilk Rachel Gibson kitabıydı ve eminim ki son olmayacak. Yoğun tempom içerisinde illa ki yer vereceğim yazarlardan biri. Israrlı tavsiyeler için teşekkürler arkadaşlar, bundan sonra ben de son derece ısrarla tavsiye edeceğim. Tek şikayetim çoook hızlı gelişmesiydi. Biraz daha uzun bir kitap olsaydı ve biz biraz daha bu ikiliye doysaydık iyiydi ama, olsun. Efendim tarafımdan tavsiyedir, şimdiden herkese keyifli okumalar dilerim.

Benim puanım;

Beyaza Tutsak- Ecem Altınok

Beyaza Tutsak- Ecem Altınok


Sayfa Sayısı: 320
Olimpos Yayınları
2015
19 tl


Kitap Tanıtımı

Hazan ve Hakan...

Hayatın acımasız pençesine takılmış iki kardeş.... Et ve tırnak gibiydi ikisi. Birbirlerinden bir an olsun ayrılmazlardı. Ancak zamanla, büyüdükçe araya bambaşka bir engel girdi: Uyuşturucu... Bu beyaz illet kardeşinin ruhunu esir alırken hiçbir şey gelmiyordu elinden Hazanın. Gün geçtikçe ismi siliniyordu bu yaşamdan. 

Ancak Hakanın başına gelenlerden sonra tekrardan yazdı baş harflerini inadına hayata. Fedakârlık kalbinde gün geçtikçe köpürdü, yerini yasak duygulara bıraktı. Araftayken Cennette, Cennetteyken Cehennemde buluverdi kendini. Ve bunun sebebi, kaybolduğu o safir mavisi gözlerin sahibiydi... Hazan kardeşini kurtarmak için girdiği bu yolda hiç beklemediği duygularla karşılaşıp geçmişindeki acıları başkasının karanlığında silebilecek miydi? Bu amansız oyunda beyaz siyaha mı bulana-caktı? Yoksa siyah beyazla mı buluşacaktı? Peki, beyazın yanında siyaha yer var mıydı?



Kitap Yorumu

Hazan daha gencecik yaşta hem kendinin hem de kardeşinin sorumluluğunu üzerine almak zorunda kalmış bir kızdır. Anne ve babasını beş yaşındayken kaybetmiş ve kardeşiyle yetiştirme yurduna gitmek zorunda kalmıştır. Oradan kaçmalarıyla birlikte hayatın acımasız yönleri bir bir devreye girmeye başlar…


Aral… Namı diğer ölüm meleği… Herkesin çekindiği hatta korktuğu genç ve zengin bir adam… Aynı zamanda safir mavisi gözleriyle yakışıklı da… 

İnsan hayatı anlardan ibarettir derler ve doğrudur da. Yağmurlu bir havada korunmak için sıcak bir yer ararken gittiği yerin hayatını değiştireceğinden habersizdi Hazan. Aral ise kapıda gördüğü o beyaz meleğin tüm ömrü olacağını bilemezdi. Hikayemiz burada başlıyor işte. Beklenmeyen karşılaşmalar, umulmadık tesadüfler ve daha fazlası… 

Hazan ve Aral’ın hikayesini bir süredir merak ediyordum ve kitabın çıkmasını bekliyordum. Uzun bir yolculuk yapmak zorundayken yol arkadaşı olarak da kendime Beyaza Tutsak’ı seçtim. İyi de yapmışım zira iyi bir yol arkadaşı oldu bana :) Bir kere konusu alışılmışın dışındaydı, devamında ne olacağını merak ettiriyordu. Benim için tek sıkıntısı Aral oldu. Onun ne hissettiğini, kararlarını nasıl verdiğini, iç dünyasını okumayı da isterdim. 

İzmir fuarında tanışma fırsatı yakaladığım gencecik bir yazar Ecem Altınok ve onun ilk kitabı Beyaza Tutsak… Hem o tatlı kızı tanıdığıma hem de kitabını okuduğuma çok sevindim. İlk kitap olarak bence başarılıydı, zamanla çok çok daha iyi olacağından ise şüphem yok. Yolun açık olsun Ecem, nice kitaplarında görüşmek üzere :)

Benim puanım;

Bırakma Ellerimi- Ayşegül Çiçekoğlu, Kitap Yorumu(4. Gün)

Bırakma Ellerimi- Ayşegül Çiçekoğlu


Sayfa Sayısı: 440
Olimpos Yayınları
2015
20 tl


Kitap Tanıtımı

Birlikte büyüdüğü, ilk aşkı ile evlenerek mutlu sonu yakaladığına inanan genç bir kızdı Elif... Peşinden hiç ayrılmadığı, 'bir gün mutlaka seninle evleneceğim' dediği, biricik aşkı ile evlenerek mutlu olacağına inanan genç bir erkekti Toprak...

Sadece romanlardaki evliliklerin mutlu sonu oluyordu. Oysa daha evliliklerinin üzerinden iki yıl geçmeden Toprak gitmek istiyordu. Elif'i arkasında bıraktığında gerçekten mutlu olabilecek miydi? Bunu bilmiyordu, ama bildiği tek şey artık Elif ile de mutlu değildi. Elif, Toprak'ın gitmesiyle birlikte ailesini, işini, arkadaşlarını bırakarak hiç bilmediği başka bir şehirde ilk aşkını unutmaya çalışacaktı. Bu sefer bırakılan elleri bir başkası tarafından tutulduğunda gerçek aşkı bulacak mıydı? Yoksa ilki gibi o da bir yanılsama mıydı? Hayatına giren ikinci Toprak, birincinin acılarını silebilecek miydi?


Kitap Yorumu

Elif yirmi üç yaşında gencecik bir içmimardır. Çocukluk aşkına inanmış ve evlenip iki yılı birlikte devirmişlerdir. Her şeyin yolunda gittiğini zannederken de anısızın kocasından duyduğu bir cümle tüm hayatını alt üst edecektir. 

Toprak yirmi beş yaşında yakışıklı bir adamdır. Zengin bir ailenin oğludur ve kendine meslek olarak iç mimarlığı seçmiştir. On beş yaşındayken görüp aşık olduğu, sonrasında da mezun olur olmaz evlendiği Elif’ten boşanmaya karar verdiğinde sonucunun böyle olacağını o da tahmin edemez. 

Kitabımız böyle başlıyor işte. Görünürde sorunsuz devam eden ama aşağılara inildikçe çok küçük gibi görünen ama hayatı yaşanmaz kılan şeyler çıkar ortaya. Bunu ilk fark eden de Toprak olur ve bir anda on yılını geride bırakır. Ama hayat işte bazen elindekinin kıymetini uzaktayken anlarsın ve geri dönersin. Ancak geldiğinde bıraktığın orada mıdır bilinmez. Orada olsa da senin bıraktığın insan mıdır anlaşılmaz. Toprak sıkılır ve gider. Onun için bu süreç nasıl işleyecektir diyorsunuz kitabımıza buyurun :) 

Elif için her şey kusursuzken terk edilmek zordur. Yıllarını verdiğini ve hayatında tanıdığı tek adam Toprak’tır ama o da gitmek istemiştir. Gitmek isteyene izin vermek en zoru olsa da en doğrusudur. Elif için işte orası tam olarak dönem noktasıdır. Eşini, evini, işini, hayatını bırakıp Ankara’dan İstanbul’a gider. Kitapta da geçtiği gibi gitmek hep düşüyor… 

Toprak ama bu kez Toprak Dağhan değil bahsedeceğim kişi, Toprak Ünlüer… Ünlü iş adamı Toprak Bey, otuzlu yaşlarının ortasında oldukça başarılı ve yakışıklı bir adamdır. Hayatında da Masal adında, masal gibi bir kadın vardır ve mutludur. 

Toprak Dağhan, Elif Bulut, Toprak Ünlüer, Masal ve diğerleri… Farklı yollardan da olsa hepsi de aşkı arayan insanlar. Yanlışlarıyla, doğrularıyla, aşklarıyla onların hayatına tanık oluyoruz kitapta. 

Kitabın konusunu ve ilerleyişini çok beğendim. Yazarın araya kattığı minik aksiyonlar da arada güzel gitti. Karakterlerine ise bayıldımmmm. Hele bir tanesi vardı ki, off offf. Bu arada sevgili Kitap İklimi Pınar’a bir mesajı var Toprak’ın, canım adam Şefika varken ben Elif’i ne yapacağım diyor :P 

Bunca güzel şeylerden sonra şu cümleyi yazmaktan hiç hoşlanmıyorum ama yazmak zorundayım. Redaksiyon anlamında ne yazık ki hatalıydı. Dilerim ikinci baskıda bunlar da düzeltilir. 

Benim okurken oldukça keyif aldığım bir kitap oldu Bırakma Ellerimi. Çiçeği burnunda yazarımıza başarılar dilerim. Umarım kaleminden çıkan daha pek çok kitap okuyabiliriz.

Benim puanım;



Çekilişimiz devam ediyor, katılmayı unutmayın....

Baksana Talihe- Müjde Aklanoğlu

Baksana Talihe- Müjde Aklanoğlu


Sayfa Sayısı: 640
Parola Yayınları
2015
Talih, #2
30 tl

Kitap Tanıtımı

"Bugün sevip yarına unutacak kadar değil… Beyaza bulayıp seni, yok edecek kadar sevdim…" 

Bunu diyen karizmatik, yakışıklı, kendinden emin, ateşli, tutkulu, âşık adam… Şimdi küstah, kibirli olmasa da müsamahasız, despot ve bir o kadar da tehlikeli bir buzdolabı hâline dönüşmeseydi; Masal kaldığı yerden devam edecek… ti! Ta ki, korkaklığı uğruna hiç düşünmeksizin tüm gemilerini yakıp, limanlarını da ardından ateşe veren, gönlü kör kadın ortaya çıkana kadar...

Hazal Atmaca! Geçmişi sırlarla dolu, yüreği yaralarla kaplı, kendine güvenen ama erkeklere asla güvenmeyen, gözyaşları içinde aşkından ölse bile, burnunu sevdiği erkeğin mendiline silmeyen… Gururlu, masum, inatçı, tutkulu ve bir o kadar korkak bir âşıktı…Ya da öyle sanıyordu!

Yanlış anlaşılmalar uğruna, en savunmasız oldukları anda, geçmişlerinde yaşadıkları giz dolu pençelerin etlerine batmasıyla, geleceğin sırlı yarasından kaçmayı kafalarına koyan âşıklar… Kadere çelme takıp, kendi hayatlarına yön vermeye karar verince, yapacakları en büyük yanlışa, bile isteye imza atma gafletinde bulundular…Hayır, tabii ki bu nikâh defteri değil, olsa olsa yürekteki şeytanın başlattığı intikam senaryosunun, nefret oyunu olurdu! 

Onlar, susmaktan yüreklerinde pas tutmuş, kimselerin merak etmediği sır geçmişleriyle yüzleşirken, birbirlerinin yüreğinde açtığı hazin yarayı sarabilecek mi?


Kitap Yorumu

  
Baksana Talihe, dün gece itibariyle bitmiş durumda. Madem bitti, ilk yorumu da benden olsun dedim :)

Kör Talih, malumunuz üzere çok fena bir yerde bitmişti ve uzun zamandır merakla neler olacağını bekliyordum. Onca sayfa kısa sürede elimden aktı resmen. Tabii bu sürece kimi zaman kahkahalarım kimi zaman da dolu gözlerim eşlik etti. Ama neyse ki öyle bir finali vardı ki sayesinde çenem acıdı. Zira gecenin bir vakti kahkaha atmamak için kendimi durdurmak zorundaydım :D Ah Arda ah falan demeyeceğim, sen hepsini hak ettin!

Hazal, Arda’yı bırakıp yeni bir yerde yeni bir hayata başlar. Dayanmak oldukça zor olsa da başarmak zorundadır. Başka şansı yoktur çünkü. Gazetelerden, dergilerden, magazin programlarından takip ederken sevdiği adamı diğer yandan da Didem’le uğraşır. Didem kim mi, kendisi tam anlamıyla bir baş belası. Sonra bir de yengesi var ki demezsem ölürüm, kadın görgüsüzlükte doktora yapmış resmen. Hazal’ın yerinde ben olsam çoktan çökmüştüm gırtlağına. Sonra bir gün sahilde dolanırken bir ses duyar ve o sesle birlikte hayatı bir kez daha değişir. Buradaki sorun şu, her değişim iyi midir?

İlk kitapta Arda, mükemmel bir adamdı. Nazik, şefkatli, düşünceli… İkinci kitapsa ise içindeki dağ ayısı ortaya çıkmış tam anlamıyla. Yaptıkları, söyledikleri böyle Hazal’ı tam on ikiden vurdu. Hani dedim çek silahı vur, daha acısız olurdu. Neyse ki sonlara doğru aklı başına geldi ama biz ilk bölümlerde yaptıklarını unutur muyuz? Kesinlikle hayır, dağ ayısı!

Kapak resmini gördükten sonra kurbağa ve leylek baya bir dikkat çekiyordu. Neden orada olacağını merak ederken, okuduğumda kahkaha attım resmen. Spoi olmasın diye söyleyemiyorum ama kendimi cidden zor tutuyorum bu konuda. Gerçi final bölümünü oldukça beğendim, bence kitabın en eğlenceli kısmıydı.

Geneli itibariyle severek okuduğum kitaplardan biriydi “Baksana Talihe”. Bunca zaman beklediğime değmiş dedim okuduktan sonra, tabii Arda o kadar öküzlük yapmasa da olurmuş hani :P Kimi zaman merakla, kimi zaman gülümsemeyle, kimi zaman da kızgınlıkla okuyorsunuz. Redaksiyon olarak da ufak tefek hatalar dışında bir sorunu yok, okuma keyfinizi etkilemiyor hiç.

Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Yazarımızın da kalemine sağlık…

Benim puanım;

Mavi Tutku- Victoria Strauss

Mavi Tutku- Victoria Strauss



Sayfa Sayısı: 399
Feniks Kitap
2015
24 tl


Kitap Tanıtımı

Mavi Tutku'ya Övgüler 
- Kirkus Reviews 2012 Yılının En İyi Gençlik Kitabı -

"Duygusal detaylarla zenginleştirilmiş hayal gücü unsurları ve tarihi kurgu tatmin edicidir, ancak milyonlarca kızın sınırlı seçeneği olduğu günümüzde en çok yankı yaratan, Giulia'nın kalbinin arzusunu bulmaya dair inanılmaz derecede gerçekçi arayışıdır. Sanatsal tutkunun nadir görülen, övgüye değer, muhteşem bir keşfi." 
- Kirkus (yıldızlı eleştiri, 2012'nin En İyileri'nden editörün seçimi) -

"Strauss (Guardian of the Hills kitabı yazarı), Giulia'nın karmaşık dünyasını, Rönesans döneminde kadınların sahip olduğu sınırlı seçimleri, manastır hayatını ve zamanın resim tekniklerini de dahil ederek bütün yönleriyle anlatırken büyük bir özen göstermektedir… Giulia'nın alışılmadık hikâyesi kesinlikle okurların dikkatini çekecektir." 
-Publishers Weekly- 

" Strauss'un, on beşinci yüzyıl Milano'su eşliğinde merak uyandıran bir kahraman, tarihi detaylar ve büyülü unsurlarla dokuduğu ustalıkla betimlenmiş romanı adeta bir hazine niteliğinde." 
-The Horn Book-


Kitap Yorumu


Okumayı az önce bitirdim Mavi Tutku’yu ve hemen sıcağı sıcağına yorum yazayım istedim. Yaklaşık dört yüz sayfaydı ve yirmi dört saat dolmadan bitmişti bile… 

Giulia, soylu bir adamın kızıdır. Ancak Borromeo Kontu’nun gayri meşru kızı olduğundan hak ettiği yere ulaşamamıştır. Annesi kontun evindeki terzilerden biridir ve onunla birlikte terzilik yapmaya başlar. Annesini kaybettikten sonra da kontun terziliğini yapmaya devam eder. Tabii bu durum kontesi oldukça huzursuz eder ve ilk fırsatta –kont ölür ölmez- ondan kurtulmaya karar verir. Kontun ona bıraktığı çeyizi de kullanarak Giulia’yı manastıra gönderir. Onu rahibe olmak için zorlar… 

Giulia hayatı kontun malikanesinde, küçücük bir pencereden tanısa da kendisini yetiştirmiş bir kızdır. Resim yeteneğini küçük yaşta keşfetmiş ve kendisini bu konuda geliştirmeye çalışır. 

O dönem İtalya’da yaşanan Rönesans Çağı’nda kadın ressam görülmüş bir şey değildir. Giulia neredeyse imkansız bir şeyin peşinden koşar yani. Bir gün evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonraki en büyük isteği budur. En azından o an için hayatında sıralamada başı evlenmek çeker ve sonrasında da çocuk gelir. Küçüklüğünde çıkarılan yıldız haritasında ise geleceğinde bir koca görünmemektedir! 

Giulia, kaderine karşı gelmeye hazırdır ve büyük bir tılsım yaptırmaya kalkar. Tılsımın amacı da ona kalbindeki en büyük isteği gerçekleştirmesine yardımcı olmaktır. Bu düşünceler eşliğinde gider manastıra. 

Giulia’nın istekleri gerçekleşecek midir? Tılsım işe yarayacak mıdır? Dahası Giulia’nın içindeki en büyük isteği nedir? İstediğine kavuşmak içinki çabaları neler olacaktır? Bu yolda onu neler bekler? Bu soruların hepsinin cevabını ben çok kısa sürede kitabı okuyup buldum bile :) 

Çevirisini çok beğendim ve son günlerin aksine redaksiyon çok iyiydi. Şu dönemde böyle bir kitaba rastlamak pek mümkün olmuyor malumunuz üzere! Yayınevine ayrıca teşekkür ederim gösterdikleri özen için. 

Kitabı bitirip de yazarın notunu okuyunca benim için daha anlamlı hale geldi. Yazarın aklına düşen bir sorunun peşinden bu kadar tutkusuyla gitmesi hoşuma gitti. Dönemin İtalya’sına, renklerin büyüsüne, hayatın tılsımına uzanan ilginç bir kitaptı Mavi Tutku. Değişikti aynı zamanda zira ben bu konular üzerine yazılmış bir kitap okumamıştım, farklı bir deneyim oldu. Okuyacak olanlara şimdiden keyifle okumalar dilerim. Bakalım serinin diğer kitabı ne zaman gelecek?

Benim puanım;

Yemin Bozdum Yolunda- Müjde Aklanoğlu

Yemin Bozdum Yolunda



Sayfa Sayısı: 704
Parola Yayınları
2014
Bana Sevmeyi Anlat, #2
28 tl


Kitap Tanıtımı

Her şey bir yanlış anlaşılmayla başladı! Derin yeşil gözleri, beyaz, tazecik tenine düşen gece karası saçları ve dolgun kırmızı dudaklarıyla yakıcı bir güzellik: Peri! Hayal dünyalarında yaşayan, peri kızlarından değil o! Onun hayatı, masal dünyalarındaki gibi hiç olmadı. Zaten masalların, ucuz aşk romanlarına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Ta ki; gece yarısı uyku sersemi yaptığı bir hataya kadar!

Sınırsız serveti, baştan çıkarıcı cazibesi ve pervasız yakışıklılığıyla Eymen'in baştan çıkarıp elde edemeyeceği bir kadın yoktu. Öyle sanıyordu! Oysa Eymen, evliliğin erkekleri itaatkâr bir köleye çevirdiğini ve aşk acısının azap verici bir yıkımla, ehlileştirici etkisini düşünerek evlenmeyi kesinlikle istemiyordu. Geçmişte yaşadığı acı tecrübesi yüzünden, kapılar aşka kapanmış, yüreği sırlarla örtünmüştü… Artık aşka yeminliydi! Bir gece zorda kalıp bir otele uğradı ve uyandığında hayatının en büyük yanlış anlaşılmasıyla karşılaştı. Böylece peri masalı başladı!

Tüm kadınlar kendisininken, o; sadece asi ve şartları olan bu kızı arzuluyor -Karısını!- ona sahip olabilmek için her yolu deniyordu. Peri isyan ettikçe cezbediyor, çekim alanından çıkmıyordu. Bu iki inatçı âşıktan acaba hangisi galip gelecek? Önce hangisi pes edecek? Eymen dokunursa yanacak, bir ömür evli kalacak! Peri ise verdiği yemini bozmayıp arkasında kalmaya çalışacak…İki Yemin, bir aşk… Acaba hangisi kazanacak?..



Kitap Yorumu

Okuduğum dördüncü Müjde Aklanoğlu kitabıydı bu. Dün gece dört gibi okumayı bitirmişken sıcağı sıcağına yorum yazmak istedim “Yemin Bozdum Yolunda” için. 

Bana Sevmeyi Anlat kitabından aşina olduğumuz Eymen’in hikayesi Yemin Bozdum Yolunda. İlk kitapta yediği naneyle kız kardeşi Esme’yi mahvetmişti ve Rüzgar’la birlikte kara listeme adını altın harflerle yazdırmıştı. İnanılmaz bir önyargıyla başladım kitabı okumaya, her sayfada bir şey yapmasını bekledim ama cık, yapmadı. Bu sefer uslu durmuş, ben de böyle bir performans beklemiyordum. Şaşırdım :D 

Eymen, bir arkadaşının düğününe katılır ve sabahında onu bir sürpriz bekler. Her sürpriz iyi midir bilinmez, bunu kitabı okuyunca göreceksiniz. Bir gün sonrasında da kendini hiç ama hiç tanımadığı yemyeşil gözlü, kömür karası saçlı bir kadınla evli bulur. 

Peri küçücük yaşında hayatın sillesini yemiş bir kızdır. Ailesini kaybedince kendini acımasız yengesi ve insafsız amcasının elinde bulur. Tabii bir adet sapık bir adet de aptal kuzenin elinde… Yorgun geçen bir günün sabahında hayatı hayal edemeyeceği kadar değişir. Bu insan bozmalarının elince kalbi de bedeni de hırpalanır ve öfkeli bir adama eş olmuş bulur kendini. 

Hikayemiz böyle başlıyor işte. İkilinin kah gülümseten kah hüzünlendiren diyalogları eşliğinde devam ediyor. Aşka inanmayan bir adamla aşkı arayan bir kadının sınavı tam anlamıyla. 

Sonunda ne oluyor diyorsanız eğer bu sorunuza ne yazık ki cevap veremeyeceğim, spoi olmasın! Buradan kızgın suratlarımı gönderiyorum yazara zira böyle bir yerde kesilmezdi olay. Bu kitap okuduğum, Müjde Aklanoğlu kitapları arasında ekşını en az olandı. Zira onun kaleminde her sayfada ayrı bir olay yaşanır ama bunda asıl olayı sonda patlatmış ve tabii sonucunu bize söylememiş :( İzninizle kendisini hikayeyi zurnanın zırt dediği yerde bırakan yazar ilan etmek istiyorum :P 

Yemin Bozdum Yolunda benim için özel kitaplardan biriydi çünkü yapılacak yeni baskıları için düzeltmesini ben yaptım. Dilerim okuyacaklar için keyifli bir süreç olur. Aşktan korkan bir adamla aşkı arayan kadın aşka kavuşabilecek mi ben de merak ediyorum. Devam kitabını çoktan merak etme moduna geçtim ben :)

Benim puanım;

Masum Koza- Özge Erkin

Masum Koza


Sayfa Sayısı: 312
Olimpos Yayınları
2015
17 tl


 Kitap Tanıtımı

Aşkı hiç tatmamış bir adam ve aşkı silah olarak kullanan bir kadın...

İntikam kor bir ateşti; bilinmezliğe sürükleyen ve her daim biraz daha yakın. Hayal, intikam ateşiyle ve tunçtan bir demir gibi şekillendirmişti yüreğini. Umuda dair ne varsa küle dönüştürmüştü. Son avını seçtiğinde ruhundaki tüm hayalleri serbest bırakmıştı.

En büyük darbeyi aşkla vuracaktı. Ama unuttuğu bir gerçek çabuk hatırlattı her şeyi; kader koca bir labirentti. Sona ulaşmadan önce çıkmaz bir sürü sokağa sürüklerdi sizi...

Acaba bu koskoca labirentte kaybettiği masumiyetini ve yok olan insanlığını geri kazanabilecek miydi?
Deniz gözlü bir adamın ruhunda dindirebilecek miydi yorgun yüreğini?


Kitap Yorumu

Bir süredir tanıtımlarını görüyordum bu kitabın ve merak etmiştim. Beyaz kapağı ve kısacık tanıtım yazısıyla ilgimi çekmişti. Sonuç olarak dün gece ikiye kadar okudum ve sonunda bitirdim. Bitirdim ama yorumumu yayınlamak için dört gün bekledim zira turu yapılırken bir kitaba yorum girmeyi doğru bulmuyorum. 

İlk sayfaları okuduğunuzda Hayal’in bir sıkıntısı, geçmişten gelen bir problemi olduğunu anlıyorsunuz. Aşka inanmayan bir kadınla aşkı hiç tatmayan ama tadacağı anı bekleyen bir adamın hikayesini okumaya başlıyorsunuz. Kitabın sonunun da böyle biteceğini sanıyorsunuz amaaa yanılıyorsunuz. Son kısımlarda hareket kazanıyor iyice ve bitirmeden rahat edemiyorsunuz. 

Son günlerde okuduğum kitaplarda değişik aksiyonlar ve içinde yaşanan aşkı okudum ve bu durumdan memnun olduğumu belirtmem gerek. Hareketli hikayeleri seviyorum ben ya :D 

Masum Koza bir kere kısacık bir kitaptı. Üç yüz on sayfalık bir kitap ki, bu kitaba kocamannnn bir hikaye sığdırmış yazar. Ama diyorum ki keşke elli altmış sayfa daha uzun olsaymış da ilk kısımlar biraz daha yavaş anlatılsaymış. Aşık olma süreci biraz hızlı geçilmiş gibi geldi bana. Onun dışında bir eleştirim daha var ki, redaksiyon. Okuma keyfimi etkilemese de gözüme çarpan çok bariz hatalar vardı. Dilerim yeni baskılarda bu sorun çözülür zira hoş bir hikayeydi bu. Bir de sürekli babam, abim falan diye hitap etmelerini garipsedim. Bence abi deseydi de olabilirdi, bir yerden sonra biraz göze batabiliyor. 

Söylemeden geçemeyeceğim bir detay daha var ki, o da kitabın akıcılığı. Sayfaların nasıl aktığını bilemedim elimde. Sonunda ne olacağını görmek için çivilendim resmen koltuğuma. Hatta ikinci yarısında ara ara gözlerimin dolmasına engel olamadım. 

İçinde aşk var, intikam var, hırs var, aksiyon var daha söyleyemeyeceğim ki söylersem spoi olur birkaç şey daha var. Üç yüz on sayfa içerisinde size pek çok şey yaşatıyor bu kitap.

Benim puanım;

Yalnızlığa Çare Bulundu- Suri Rosen, Kitap Yorumu ve Çekiliş(3. Gün)

Yalnızlığa Çare Bulundu- Suri Rosen


Sayfa Sayısı: 272
Parodi Yayınları
2015
15 tl


Kitap Tanıtımı

"Ya kaderiniz hiç beklemediğiniz birinin ellerindeyse?"

Belki o da uzakta bir yerlerde farkında olmadan seni bekliyordur. Belki de şu an yanı başındadır ve sen onu göremiyorsundur. Ya da oradadır, biliyorsundur bir adımını beklediğini. Bir adım, sonra bir adım daha… Korkma, artık yalnız değilsin! Aşk var yanı başında! 

"Kıpır kıpır, eğlenceli ve sürükleyici bir hikâye." 
-Kirkus Reviews-

"Hayatta her an karşımıza çıkabilecek olayları konu alan bu büyüleyici hikâyede herkesin anıları canlanacak." 
-School Library Journal-


Kitap Yorumu

İsmiyle kendini oldukça merak ettiren bir kitap “Yalnızlığa Çare Bulundu”. Kapak tanımını da okuduktan sonra okumam gerekenler listesine eklemiştim bile. Blog tur yapma şansımız olduğu için mutlu oldum zira çok hoş bir kitaptı kendisi :) 

Kitabımız on altı yaşında bir kızın teyzesinin yanına deyim yerindeyse sürgün edilmesiyle başlıyor. Evinden, ailesinden, arkadaşların ve de en önemlisi ablasından ayrılmak zorunda kalıyor. Yeni bir yere alışmaya çalışırken de ablasının hayatında bir sıkıntı baş gösteriyor. Zamanla bu sıkıntının kaynağı olduğunu öğreniyor ve farkında olmadan bir kez daha onun canını yakıyor. İşte bu noktada ne yapacağına bir karar vermek zorunda kalıyor! 

Bazen farkında olmadan birine kötülük edebiliyor insan ve bunu telafi etmeye çalışırken de kimin hayatlarına dokunduğunu bilemiyor. Raina de öyle bir karakter işte. Bir şeyi telafi etmeye çalışırken başka insanlar tanıyor. İster istemez onların da hayatlarının bir parçası haline geliyor. 

Kitapla ilgili söyleyebileceğim ilk şey çok akıcı olduğu. Elinize alıyorsunuz ve bitirmeden bırakamıyorsunuz zira sayfaların nasıl akıp gittiğini fark etmiyorsunuz. Tabii bunun için elektriklerinizin falan kesilmemesi gerek. Yoksa benim gibi hava aydınlanana kadar merakta kalıyorsunuz :) Dilini ve anlatımını çok beğendim, oldukça da eğlenceli bir hikaye. 

Konusu, karakterleri ve anlatımıyla oldukça beğendiğim bir kitap oldu. Okumak isteyenlere şimdiden keyifli okumalar dilerim :)

Yalnızlığa Çare Bulundu kitabı için benim puanım;




ve çekiliş için.....

a Rafflecopter giveaway

Ey Aşk Evliliğe Hazır mısın?- Cindi Madsen

Ey Aşk Evliliğe Hazır mısın?- Cindi Madsen


Sayfa Sayısı: 368
Novella Yayınları
2014
19 tl


Kitap Tanıtımı

Dakota Halifax, mutluluğa giden yolda insanlara rehberlik eden ünlü ve başarılı bir düğün organizatörüdür. Kendi düğün töreni de şu ana kadar yapılanların en mükemmel örneklerinden biri olacaktı.Tabii nişanlısı Grant evlenmekten son anda vazgeçmeseydi.

Genç kadın yaşadığı hayal kırıklığıyla baş etmeye çalışırken, yıllar sonra çocukluk arkadaşı Brendan'la yolları kesişir. Belki de aşk, karşısına Brendan'ı çıkararak ona yeniden göz kırpıyordur. Ancak nişanlısının tekrar ortaya çıkması kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

İkisi arasında tercih yapmak zorunda kalan Dakota yola kiminle devam etmeli dersiniz?

"Gerçek aşkın gidişatı hiçbir zaman pürüzsüz değildir."
-William Shakespeare-

"Mizahi yönü kuvvetli, eğlenceli ve son derece romantik bir hikâye."
-Romantic Times-

"Okurken kimi zaman Dakota'nın yerinde olmak istemezdim diyeceksiniz ama çoğu zaman da onun yerine geçmek isteyeceksiniz."
-Amazon-

"Evliliğe ve aşka dair samimi ve bir o kadar gerçekçi bir roman okuyacağınızdan emin olun."
-Publishers Weekly-


Kitap Yorumu

Düzenli bir ilişkiniz varsa ve evlenme kararı aldıysanız hayat sizin için çok güzel görünebilir. Üstüne de eğer rüya evlilikler yaşatan bir düğün organizatörüyseniz bir de gazetede evlilikle ilgili yazdığınız bir köşeniz varsa hayat sizin için mükemmel devam ediyordur. Peki damat sizi nikahta bırakıp kaçarsa bu mükemmel hayat ne hale gelir? 

Dakota Halifax başarılı bir organizatördür ve evlenmek üzeredir. Evini kapatır ve erkek arkadaşına taşınır. Düğün için hazırlıklarını yaparken etrafında gelişen olayları gözden kaçırır ve nikahta sevgilisi tarafından terk edilir. Sonrasında zor günler onu bekler. Bir ev bulmalıdır önce, sonrasında düğün davetini iptal etmesi, gazetede ilan ettiği düğünün olmadığını söylemesi gerekir. Tüm bu zorlukların arasında karşısına ilk sevgilisi çıkar. İkinci sınıftayken tanıyıp aşık olduğu ve hatta evlenmeye karar verdiği adam ya da çocuk :) 

Grant düğünde onu terk ettiği için pişmandır ve gerekçesi olduğunu söyler. Diğer tarafta da çocukluk arkadaşı Brendan vardır ve aradan geçen on beş yıl sonra ona karşı yeni bir çekim hisseder. Ah tabii bir de Phoebe var ki, Allah düşman başına vermesin!!! 

Pişman bir eski müstakbel koca, ilk aşık olduğu adam, ilginç bir anne, Phoebe gibi bir rakip ve düzenlenmesi gerek onlarca düğün. Bakalım Dakota bunların içinden nasıl çıkacak? Hayatına kimle devam edecek? Sorunlarını nasıl çözecek? Bu soruların cevapları için buyurun kitabı okumaya :) 

Cindi Madsen kitabı okumamıştım daha önce, “Ey Aşk Evliliğe Hazır mısın?” ilk oldu. Zaman kaybetmeden de diğer kitabını okuyacağım zira yazarın dilini ve üslubunu çok beğendim. Çevirisinin de iyi olmasıyla hoş bir kitap olmuş. Okumaya engel olmasa da birkaç yazım hatası vardı, onlar da olmasa dört dörtlük bir kitap olurdu. Söylemeden geçemeyeceğim kitabın ayracına bayıldım!!!

Benim puanım;

Sığınak- S. L. Lewis

Sığınak- S. L. Lewis


Sayfa Sayısı: 256
Kahve Yayınları
2013
19 tl


Kitap Tanıtımı

10'dan fazla dile çevrilen, son zamanların en çok ses getiren psikolojik gerilim romanı tüm dünyadan önce Türkiye'de. Kendini yalnızlıkla cezalandıran bir psikoloğun, geçmişinin travmalarıyla ve evliliğinin sırlarıyla boğuştuğu hikayesini, bir solukta okuyacaksınız. Stella Dixon düne kadar Londra'da özel bir klinikte çalışan başarılı bir psikologdu. Her şey bir hastayla değişti. Yaşadığı travma ruhunda kalıcı izler bıraktı.

Bugün Chilterns'de kapıdan dışarıya adım atmaktan korkan agorafobik bir kadın. Ve birazdan kapısı çalacak. Dışarıda onu bekleyen bir kız var ve evine girmeye kararlı. Yarın ne olacağını öğrenmek ister misiniz? Psikolojik ögelerle gerilimi ustaca harmanlayan bir yazarın, şaşkınlık uyandıran romanına davetlisiniz.


Kitap Yorumu


Psikolojik romanları okumayı sevmeme rağmen psikolojik gerilim yeni okumaya başladığım bir tür ve Sığınak bunun için doğru bir seçim. Başından sonuna kadar her sayfayı ayrı bir merakla okudum. 

Genelde romanlarda iki zamana alışkındım. Daha önce üç zamanlı işlenen bir kitap okumamıştım, bu ilk oldu. Stella’nın mezuniyetinden sonra Max’ın işyerinde çalıştığı anlar, evlendikten sonraki yaşamı ve Max’ın bir hastasının terapisinden kesitler… Farklı zamanlar işlenmiş olsa da okurken bizi yormuyor aksine daha fazla meraklandırıyor. Her bölüm öyle bir yerde bitiyor ki bir sonrakine gelebilmek için çabucak okuyorsunuz. 

Konusunu okuduğumda oldukça beğenmiştim ama bitirmem gereken editlerden dolayı okumayı biraz ertelemek zorunda kaldım. Ve şimdi bunun için üzülüyorum, eğer bu kadar seveceğimi bilseydim editlerimi daha çabuk bitirirdim :P 

Kitabın konusunu ve yazarın işleyişini çok beğendim. Çevirmen de oldukça iyi bir iş çıkarmış, oldukça başarılıydı. Birkaç yazım hatası da göz ardı edilebilecek şeyler, beni okurken rahatsız etmedi. Zaten okurken giderek artan merakımla ona takılamadım bile. 

Kitapla ilgili tek bir şikayetim var; doktor hasta ilişkisinin olması gerektiği gibi işlememesi. Ona biraz takıldım bir de Stella’nın yaşadıklarından sonraki tavrına. O kadar tepkisiz kalması baya bir şaşırttı beni. Yazarın ilk kitabı olduğunu okuduğumda bu kadar başarılı bir çalışma olacağını tahmin etmemiştim. Şimdi anlıyorum neden ondan fazla dile neden çevrildiğini. 

Psikolojik gerilim seviyorsanız ya da bu türe başlamak istiyorsanız, Sığınak doğru bir seçim. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar…

Benim Sığınak için puanım,

Kız Gurusu- Meltem Şarkışlalı

Kız Gurusu- Meltem Şarkışlalı



Sayfa Sayısı: 176
Destek Yayınları
2014
12 tl


Kitap Tanıtımı

Sadece kadınlar mı sorumludur sözüm ona "GÜZEL" görünmekten? Erkekler hain bir plan kurguladılar sen uyurken! Onların "GÜZELLİK" dayatmasına razı olup uykuları haram ettin kendine. Kadın sadece erkek için "GÜZEL" olmak zorunda kaldı yüzlerce yıl boyunca… Oysa bütün erkeklerin tek amacı sana "GÜZEL" olduğunu unutturmaktı zaten… Sahip olduğunu kaybettirip buldurmamaktı oyunun kuralı… Böylece hükmen galip çıktılar sahaya. Hem hile yaptılar, hem haksızlık…"Sadece güzelliğine güvenerek, aşık olduğun adamı elinde tutamazsın. Güzellik bir bütündür. Dişi olmak erkeğin güzellik algısını değiştirir. Unutma! Erkekler mükemmel görünen kadınları sadece beğenirler... Üzerine düştüğün her adamı zalimleştirirsin. Erkeğine bağımlı olduğunu hissettirdiğinde aldatılman an meselesidir. Aklını kullan"

Artık bu oyunu bozmanın zamanı geldi! Şimdi "GÜZEL"liğini hatırlama ve yeniden yaratma zamanı. Oyunun dengeleri değişiyor kuzum; hazır mısın? İşte oyunun ilk kuralı sen kadınsın unutma erkeğine ne kadar bedel ödetirsen ve senin için birşeyler yapmasını sağlarsan senden vazgeçemez. Çünkü erkek avcıdır yorulmaktan hoşlanır. Erkeğini rahatlık tuzağına düşürme.Kadınlar erkeklerden daha hızlı kilo alırlar;Çünkü duygusal açlıkları ve beklentileri erkeklerden daha yüksektir… Selülit sorunun var!Çünkü içinde öfke ve korku biriktirmeye devam ediyorsun. Tatlı yedikçe kendini rahatlamış ve iyi hissediyorsun; Çünkü yoğun bir sevgisizlik ve ilgisizlik hissi içindesin… Birbirine hiç benzemeyen 5 kadının aşk, seks, güzellik ve hayat algısını sorgulayan, geleceği tasarlayarak yeniden kurgulayan mucizelerle dolu bir "KADIN" kitabı…



Kitap Yorumu


Son zamanların en çok konuşulan kavramlarından biri güzellik. Her gün yeni güzellik metotları çıkarken, mantar gibi her yerden diyet listeleri türüyor. Kadının önemli ve değerli olması dış güzelliğinden geçiyor gibi algı oluşturuluyor. Kaldı ki güzellik göreceli bir kavramken, belli bir bir standardı yokken kime göre, neye göre güzellik? 

İşte kitabımız bunun üzerine yazılmış. İnsanı değerli hale getiren iç dünyası, iç huzuru, iyiliği iken güzellik saplantısı adı altında kadınların dünyasını alt üst etmesini anlatıyor. Ve bunu gerçek hayattan alınan hikayelerle yapılıyor Meltem Şarkışlalı. Zira kendisi de bu takıntıyla sorun yaşayan insanlardan biri ve durumunu şu sözlerle ifade ediyor: 

“Kendimi güzel hissedebilmem için, başkalarının beni zayıf ve güzel bulmasına ihtiyacım vardı. Senenin güzellik trendlerinden birini de yakalarsam, dünyanın en mutlu ve coşku dolu insanı olacaktım. Çünkü tanıdığım bütün kadınlar aynı şeye inanıyordu. Böyle düşünmem gerektiğini bile etrafımdaki kadınlardan öğrenmiştim. ‘Kendim için güzelleşiyorum,’ diyen kadınlar bile aslında hep başkalarının onları güzel bulmaları, bunu ifade etmeleri ve onaylamaları için güzelleşmek çabasındaydılar. Bunu bize kim öğretti bilmiyorum ama bu kriter, ne yazık ki benim sol bacağıma mal oldu.” 

Bu konunun tek muzdaribi yazarımız değil elbette. Bu tip sorunları yaşayan milyonlarca kadın var ve içlerinden üç tanesinin hikayesi bekliyor sizi kitapta. Aralarda da yazarımızın tavsiyeleri var tabii ki. Kendisi yaşadığı bu sorunların üstüne gitmiş ve İstanbul’da iki ayrı güzellik merkezi açmış. Tavsiyeler profesyonel ellerden anlayacağınız :) 

Oldum olası kendisiyle barışık oldum zaten bu kitaptan sonra kendime daha mutlu hissettim. Kadını metalaştıran, dış güzelliğiyle yargılayan ya da seks objesi olarak gören düşünce ve zihniyetleri hiç umursamadığım için ne kadar şanslı olduğumu gördüm. Kendime güvenim tazelendi desem yeridir :) 

Oldukça akıcı bir kitap Kız Gurusu. Okumaya başlıyorsunuz ve bir ara bittiğini görüyorsunuz tabii yanınızda aldığınız notlarla birlikte. Benim altını çizerek okuduğum kitaplardan biriydi, hatta birkaçını da paylaşmak isterim… 



“Kadın sadece erkek için güzel olmak zorunda kaldı yüzlerce yıl boyunca… Oysa bütün o zalim erkeklerin tek amacı sana ‘güzel’ olduğunu unutturmaktı zaten…” 



“Hissettiğin gibi görünürsün.” 



“Yeryüzünde, gülümsediği halde çirkin görünen bir insan bulamazsın…” 



“Unutma ki sen aynada gördüğün kadar değil, görünmediğin taraflarınla da varsın…”




Benim puanım;


Tatlı Sır- Jamie McGuire, Kitap Yorumu ve Çekiliş(2. Gün)

Tatlı Sır


Sayfa Sayısı: 368
Yabancı Yayınları
2014
23 tl
Beautiful, #3


Kitap Tanıtımı

Çocukluk yılları gereğinden fazla erken sona eren, özgür ruhlu Camille "Cami" Camlin, üniversitenin ilk yılından sonra kendi evine çıkmıştı ve hayatını istediği gibi yaşayabilmek için çabalıyordu. Red Door'da çalışmak ve okula gitmek dışında başka bir şeye ayıracak vakti yoktu. Ta ki erkek arkadaşını görmek için çıkacağı seyahat iptal olana kadar... Şimdi önünde, yıllardır ilk defa ne yapacağını bilmediği bomboş bir hafta sonu vardı. 

Trenton Maddox, Eastern State Üniversitesi'nin kralıydı. Arkadaşları onun gibi, kadınlarsa ona sahip olmak istiyorlardı ama trajik bir kazadan sonra hayatı altüst olmuş, okulu yarım bırakmıştı. 

Kazadan on sekiz ay sonra Trenton, dul babasıyla aynı evde yaşayıp yerel bir dövmecide çalışıyor, babasına faturaları ödemesinde yardımcı oluyordu. Tam hayatının normale dönmeye başladığını hissettiği günlerin birinde, Red'de yalnız başına oturan Cami'ye rastladı. 

Gürültücü kardeşleriyle başa çıkmaya alışkın olan Cami, Trenton Maddox'la başlayan yeni arkadaşlığını da idare edebileceğini düşünmüştü. Ama bir Maddox erkeği, âşık olduğunda bu sonsuza dek sürerdi; âşık olduğu kız, altüst olmuş dünyasını tamamen yıkabilecek kişi olsa bile...


Kitap Yorumu

Travis’i okuyup bayılmıştım ve diğer kardeşlerin hikayelerinin de geleceğini bilmek fazlaca heyecanlandırmıştı. O zamandan beri merakla bugünü bekliyordum ve sonunda “Tatlı Sır” kitabımı bitirdim :D 

Tatlı Sır, iki numaralı Maddox olan Trenton’ın hikayesi. Diğer Maddoxlar gibi o da oldukça yakışıklı, seksi ve kaçınılmaz olarak aşırı çapkın bir adam. Ama içinde ehlileştirilmeye müsait bir yanı da var ki okudukça görüyoruz bunu. Doğru kişiyle doğru zamanda karşılaştığında nasıl bir adama dönüşebileceğini okumak çok keyifliydi. 

Kızımız Camille sorunlu bir ailenin kızı. Çocukluğundan beri özgürlüğünü kazanacağı anı bekler ve kavuştuğunda da ailesi ile arasına ciddi bir mesafe koyar. Sadece özel günlerde onlarla birlikte olmaya özen gösterir. Uzun mesafeli ilişkilerin yürütülebileceğini düşünür ve gizemli bay T.J. ile bir ilişkiye başlar. T.J. işi dolayısıyla oldukça yoğun ve de oldukça gizemlidir. Cami ile gerektiği gibi ilgilenemez ve onu kaybetmesi kaçınılmazdır. Peki Camille’in yanında göreceği adama hazır mıdır? 

Camile bir barda çalışır ve son zamanlarda Trenton’ın ona tavırlarında bir farklılık sezer. Bara her geldiğinde ilgisini daha fazla belli eder. Ve kaçınılmaz son, kızımız Trenton’a aşık olur. Ancak sıkıntılı bir süreçtir bu zira Trenton ve T.J. arasında ne yapacağına karar vermesi zordur Camille’in. 

Kitabın sonuna kadar sırın ne olduğu hakkında en ufak bir şey bile geçmiyor. Artık ümidi kesmişken gördüğünüz şeyle ciddi anlamda şaşkına dönüyorsunuz. Ben en azından ‘Yok artık!’ falan modunda kaldım bir süre. Bir şok bekliyordum ama o kesinlikle bu değildi. 

Travis’i sevmiştim ve kesinlikle favori karakterimin o olacağını sanıyordum ama Trenton’ı okuduktan sonra yanıldığımı anladım. Maddoxlar tümüyle favori olacak gibi duruyor ama Trenton’ın Olive ile olan ilişkisi diğerlerinden bir adım öne geçti bile! Biz severek okuduk RKBT kızları olarak, sizlere de keyifli okumalar dilerim :)

Benim puanım;



Son olarak çekiliş için buyurun :))

a Rafflecopter giveaway

Kalbin Ateşi- Rita Hunter

Kalbin Ateşi




Sayfa Sayısı: 495
Epsilon Yayınları
2014
25 tl
Ateş, #3

Kitap Tanıtımı

İskoçya kırsalındaki küçük çiftliğinde koyun yetiştiren Davina Murray, sevdiği erkek tarafından masumiyeti çalınarak terk edilen kardeşinin hayatının en büyük hatasını yapmasının önüne geçememiştir. Ancak onun hayallerini çalan adamın hiçbir şey olmamış gibi pırıltılı yaşamını sürdürmesini kabul etmeyecektir. O halde... 

Sadakat, kararlılık ve öfkenin yol gösterdiği bir planın, tatlı dil, ölçülü bir hafifmeşreplik, çalışılmış bakışlar ve biraz da cesaretle süslendiğinde uygun dozda bir intikama dönüşmesinin önüne geçebilecek ne tür bir engel olabilir ki? Belki sadece korumacı bir kuzen... 

Abbey Kontu Stephan Ramsey kuzeninin hayatına aniden giren bu çarpıcı kadının bir şeylerin peşinde olduğunun farkındadır. Kalbinin tekrar kırılmasını istemediği kuzenini korumak için Davina Murraynin cazibesine kalkan olarak kendi tecrübesini öne sürdüğünde ikisi arasında patlak veren savaş, kısa sürede kalplerini ateşe verecek bir serüvene dönüşecektir.



Kitap Yorumu

Uzun zamandır beklediğim kitaptı Kalbin Ateşi, zira seriyi arka arkaya okumayı sevdiğim için Akşın Ateşi ve Ruhun Ateşi’ni bir süredir bekletiyordum. Peki beklediğime değdi mi derseniz kesinlikle evet! Diğer kitaplarda Stephan’ın olduğu kısımları çok sevmiştim ve merakla kendi hikayesini bekliyordum.

Stephan grubun en fırlama elemanı. Kadınlarla arası çok iyi ve bol miktarda çapkınlık yapan biri. Ama aynı zamanda sorumluluklarının da oldukça farkında bir adam. Zira kuzeni Thomas’ın bir hata yapmaması için ve bir kez daha kalbinin kırılmaması için uğraşır. Çünkü bu Davina isimli kadın bunları yapacak nitelikte biridir!

Bir akşam tiyatroda Davina ve Thomas’ı gördüğünde hemen önlem alması gerektiğini düşünür çünkü kuzeni nişan arefesindedir ve bunun bozulmasını istemez.

Davina, kardeşinin intikamını almakla yanıp tutuşan bir kızdır. Anne ve babasını kaybettikten sonra kardeşi Alina’yla hayatta kalma mücadelesi veriyordur. Alina’nın kalbi kırıldığında bunu yapanın kafasını kırmaya niyetlenir ve soluğu İngiltere’de alır.

Ancak olaylar beklediği gibi ilerlemez. İntikam almak isterken yeni öğrendikleriyle şaşkına döner ve de kalbini iflah olmaz bir kazanovaya kaptırır. Stephan için de durum aynıdır ve tek amacı o kadını elde etmek olur, çünkü sadece bedensel zevkler için onu istediği konusunda kendini ikna eder.

Stephan istediğini elde eder ama sonuçlarını hesaplayamaz. Onu yanından ayırmak istemezken düşürdüğü durum hiç hoş olmamıştır. Davina her şeyini verdiği adam tarafından içine düşürüldüğü bu utancı haketmemiştir ve kendini bundan kurtarmaya karar verir.

Aşk kalbe düşünce bir kez kaçmak pek mümkün değildir. Araya mesafeler girse de eninde sonunda ikili bir araya gelecektir. Ama nasıl bir araya geldiklerini kesinlikle okumanız lazım. 


Serinin en sevdiğim kitabı kesinlikle Kalbin Ateşi oldu. Başladıktan sonra bir daha elimden bırakamadım. Tahminlerimin ve beklentilerimin oldukça üstünde buldum, iyi ki okumuşum. Tavsiye eder miyim, kesinlikle ederim!

Benim puanım;

Kör Talih- Müjde Aklanoğlu

Kör Talih



Sayfa Sayısı: 720
Parola Yayınları
2014
28 tl

Kitap Tanıtımı

Büyük holdinglerin karizmatik başkanı, sınırsız servetin despot sahibi: Arda Mertoğlu! Topluma mal olmuş eşsiz bir Ceo, kadınların yüreğine taht kurmuş pervasız bir kral, çalışanlarının iyilik timsali sert görünümlü müsamahasız patronu...

Ama işler hiç ummadığı anda tersine döndü! Ufacık bir kız; es kaza hayatına sürpriz bir giriş yaptı, yaşamının tüm merkezine bir kraliçe idamesinde izinsizce oturarak, yüreğindeki yasak toprakları savaşmadan teslim aldı. Ve tüm dengeler altüst olurken, terazinin kantarı kaçtı. Evet, Arda patavatsız oldu, Hazal düşünceli… 

Arda milyarla banyo yapıyordu; Hazal babası para vermezse meteliğe kurşun değil, kurusıkı bile atamıyordu. Asiydi ama gurursuz değil… Tamam, mahalle arası, edep yuvası, her çetrefilli işin olduğu arka mahalle bir ortamda büyümüş, ünlüleri televizyonda görüp, beyaz atlı prensle ilgili hayaller bile kurmamıştı. Keza asosyal hayatında, masalların gerçekleşmeyeceğini bilen ender genç kızlardandı.

Okulunun birincisi, babasının şamar oğlanı, abisinin bezelye beyinlisi, annesinin biricik kuzusu, ailenin dil yumağı, asi bebeciği…

Çirkin ördek yavrusu: Hazal…
O, daracık kaderin çemberinden inadına geçmek isteyince, isteklerinin arasında sıkışıp kalarak, Kör bir Talih'e denk geldi!


Kitap Yorumu



   Gözleri görmeyen birine “Kör müsün?” demek sanırım insan başına gelebilecek en utanç verici şeylerden biridir. Hatta bir de adama sapık muamelesi yaparsınız eyvah eyvah! Bunu bir de ikinci kez söylediğinizi düşünün tabii bir de buna o adamın patronunuz çıktığını ekleyin. Bu toplama işleminde eşitliğin karşısında Hazal’ı bulacaksınız :D 

   Hazal yirmi yaşında gencecik bir kızdır. Biraz heyecanlı, az sinirli, hafiften de sakardır hem de. Ailesinin göz bebeği, güzel kızı olsa da kendisini güzel bulmaz ve bu konuda takıntılıdır. Başarılı bbir mimarlık öğrencisidir ve kendini geliştirmek için bir yerde çalışmaya kararlıdır. Mimarlarla birlikte çalışacağını sanırken de kendini bir anda yönetici asistanı olarak bulur. 

   Arda otuzlu yaşların başında, genç ve başarılı bir CEO’dur. Biraz inatçı ve oldukça da kararlıdır. Ön sezileri kuvvetli ancak insanlara karşı ciddi bir güvensizlik içindedir. Yaşadığı bir olay dünyayla olan kuvvetli bir bağını kesmiş, artık görme duyusunu yitirmiştir. Kendine bir asistan aramıyordur aslında ama bir anda sesini duyduğu kadına bunu teklif ederken bulur kendini. Artık dünyayı onun sesinden görecek, işlerini onun sesiyle halladecektir. 

 Kitabın en sevdiğim kısmı karakterleri oldu. Arda, kalbini kadınlara kapatmış biri olsa da bir kere oldukça kibar bir adam. Yanında çalışanlara oldukça saygılı aynı zamanda. Hazal ise evet genç ve heyecanlı bir kız ama inatçılığı da sakarlığı da kıvamında. Son dönemler de okuduklarımın aksine bu tip karakterlerle karşılaşmak oldukça hoşuma gitti. Okurken ara ara hafif sıkıldığım anlar olsa da genelinde keyif alarak okudum. İkilinin diyaloglarını, ilişkilerini okumak güzeldi ve konu olarak ilerleyişini de sevdim. Kapak resmini ve renklerini de oldukça beğendim ayrıca. 

Kitabın sonu ile ilgili yazara bir şey söylemezsem çatlarım. Ama Müjde Hanım burada bırakılmaz ki yani, yazık biz okuyuculara. Umarım ikinci kitabın çıkışı fazla uzun sürmez.

Benim puanım;

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI