Satılık- İlknur Birdal, Kitap Yorumu ve Çekiliş(3. Gün)

Satılık


Sayfa Sayısı: 472
Postiga Yayınları
2015
24 tl


Kitap Tanıtımı

Her aşk kendi sınavıyla cebelleşir.
Devran ve Hüzün...

Onların yolu bir bar kapısında kesişti. Kader hiç ummadıkları anda, hiç ummadıkları bir yerde onları bir araya getirdi. Hayatın karşısında yeteri kadar kırılan kalpleri yeni bir serzenişi daha kaldırabilecek miydi?

Hüzün'ün korumak istediği kalbi, Devran'ın hayatını karmaşalar içine sürükleyen sırları vardı. Pis bir barın üst katında sahip olduğu kızın hayatının bilmecesi olacağını hiç hesaplamamıştı.

Sırlar ortaya çıktıkça değişen hayatlara, her aşkın kendi içinde verdiği savaşlara şahit olacaksınız.

"Sana sahip olmak hayatımda yaptığım tek doğruydu. Söylemesi biraz tuhaf olsa da, hayatım boyunca satın aldığım en güzel hediyesin."

"Sen benim başıma gelen en güzel yanlıştın. Seni Seviyorum Devran... Mutluluk benim için senin dudaklarının arasında ve sen bu gece sadece beni sevdiğini fısılda..."



Kitap Yorumu

Yeni bir kitap, yeni bir hikaye ve yepyeni bir blog turdan herkese merhaba. Bu kez blog turumuza konuk ettiğimiz kitap İlknur Birdal’ın kaleme aldığı Satılık kitabı. 

İnsanlar isimleriyle yaşar derler ya Hüzün de böyle işte. Tam anlamıyla adını üzerinde taşıyan bir kız. Zor bir hayatın tam ortasındayken, hayatı neredeyse bitme noktasına geliyor. Kime ve neye üzüleceğine bilemiyor genç kız ve daha on yedi yaşındayken pek çok şeyi üstlenmek zorunda kalıyor. 

Dışarıdan görünenle Devran her şeye sahip ve mutlu bir adam. Ancak içinde besleyip büyüttükleriyle onun için de geçmesi gereken farklı sınavları var ve bunlardan biri de Hüzün… 

Devran ve Hüzün karşılaştıkları andan itibaren, hayat ikisi için de değişiyor demeyeceğim. Zira aynı anda pek çok insanın hayatı da değişiyor. Umut, Aysel, Yasin, Aydın, Kazım, Salim derken bu listeyi epeyce uzatabilirim. Bunlar da kim oluyor derseniz, hemen bir kitapçıya diyorum :) 

Düşünüyorum düşünüyorum konuyla ilgili başka ne desem diye ama bulamadım başka bir şey. Çünkü ne desem spoi olacak, en iyisi kendiniz okuyup görün diyorum. 

Kitabın geneliyle ilgili söyleyebileceğim ilk şey çok akıcı olduğu olur. Elinize aldığınız andan itibaren o olaydan ötekine, o sırdan bir başkasına koşarken nasıl bittiğini anlayamıyorsunuz. Karakterleri ve olay örgüsünü beğendim ben. Sandığınız kişi sandığınız kişi çıkmayabiliyor, aralarındaki bağlarla hooppp diye bambaşka bir yerde bambaşka bir konumda bulabiliyorsunuz. Herkes herkesin her şeyi olabiliyor, aynı zamanda da hiçbir şeyi. Çıkan sırlarla neye uğradığınızı bilemeyeceksiniz, yaşadığınız ters köşelerle yön duygunuzu yitirebilirsiniz. Ben baştan yapayım uyarımı, demedi demeyin!!! 

Bunca güzellik arasında olmayacak bir şey var ne yazık ki, o da redaksiyon. Sürekli bu konudan yakınsak da biz, herhangi bir gelişme ya da değişme yok maalesef. Redaksiyon gerçekten kötüydü, dilerim yeni baskılarda ve yeni kitaplarda bu sorun da aşılır. İşte o zaman tadından yenmez diyebileceğimiz kitaplar ortaya çıkar. 

Yazarlık kariyerinde sevgili İlknur Birdal’a başarılar dilerim. Kendisine bir de notum var ki, gel sen şu Umut olayını bir kez daha düşün bence :P

Son olarak da kapak resmimde bir nazar boncuğu var. Bu bizim kırk birinci turumuz, tamı tamına kırk bir blog tur düzenlemişiz. Ne diyeyim kırk bir kere maşallah bize :D


Çekiliş için buyurun buraya :))


a Rafflecopter giveaway

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI