Akıllı Kadınlar Yanlış Seçimler- Dr. Connel Cowan & Dr. Melvyn Kinder

Akıllı Kadınlar Yanlış Seçimler


Sayfa Sayısı: 232
Olimpos Yayınları
2015
17 tl


Kitap Tanıtımı

"Karşılaştığım tüm erkekler ya evli, ya gay, ya çılgın ya da sıkıcı." Eğer bu size tanıdık geliyorsa, muhtemelen akıllı, başarılı ve hâlâ Bay Doğru'yu arayan birisiniz; ama hep yanlış yerlerde. Kendinizle hesaplaşmanızı sağlayarak sizi harekete geçirecek bu kitap, aşkı kaybetmenize neden olan tutumlarınızla ve önyargılarınızla nasıl başa çıkmanız gerektiğini ve onları nasıl değiştireceğinizi gösteriyor. Aşk ve özlem arasındaki farkı öğreneceksiniz. Bir adamın size kur yapmayı bırakmasının neden iyi bir işaret olduğunu, bir erkeğe bağlılık sözü verdirmenin en iyi yolunu ve en önemlisi, siz istediğiniz sürece devam edecek tatmin edici, mutlu ve güzel bir ilişki kurmak için aklınızı kullanmayı ve nereden başlamanız gerektiğini öğreneceksiniz. Bu kitap kadın ve erkekler arasındaki sorunları ele alıyor, olmaları gerektiği gibi değil, oldukları gibi...


Kitap Yorumu

“Biz bu kitabı sadece psikolog olarak değil, aynı zamanda erkek olarak yazdık; oğullar, kocalar ve babalar. Bu kitap kadın ve erkekler arasındaki sorunları ele alıyor; olmaları gerektiği gibi değil, oldukları gibi.” Kitabın giriş bölümünde yazıyor bu sözler. Biz kadınları ve ilişkilerimizde yaşadıklarımızı, yani bizi bize anlatıyor bu iki doktor.

Kadın ve erkek ilişkileri asırlardır tartışılır ama henüz bunu çözebilen olmadı maalesef. Net bir reçetesi yok bunun zira her insan her olayı farklı algılayabiliyor, her olaya karşı farklı tepkiler veriyor. Hal böyle olunca da bir çözüm yerine onlarca çözüm yolu çıkıyor ortaya. Connel Cowan ve Melvyn Kinder bu kitabında kadınların ilişkileri üzerine tespitler ve bunlara karşı yapılabilecekleri anlatıyorlar.

Günümüzde kadınlar büyük bir sıkışmışlık içinde ne yazık ki. Bir taraftan toplum tarafından ince ince işlenen korunma ihtiyacı güdüsü bir taraftan da kendi ayakları üzerinde durma çabası… Birbiriyle zıt kavramlar ve kadınlar bu iki kavram arasında bir denge kurmak zorundalar. Bu dengeyi kuramamaktan kaynaklanıyor aslında en büyük ilişki sorunları. Geleneksellikten çağdaşlığa geçiş bu anlamda en çok kadını yoruyor, yanlış ilişkiler içinde ve haliyle yanlış kişilerle yaşamaya çalışırken buluyor. İşte bu durum üzerinde duruluyor kitapta. Ne yapmalı, nasıl davranmalı sorularına hayattan alınan örneklerle cevap veriliyor bu kitapta.

Son dönemde en başarılı bulduğum kişisel gelişim kitaplarından biri oldu “Akıllı Kadınlar Yanlış Seçimler”. Gerek anlatım dili, gerek de işlediği konu itibariyle çok severek okudum ve sanırım bu yüzden de yorum yazarken zorlanıyorum. Kitapla ilgili anlatacağım eksik bir şey olmasın diye sürekli notlarıma göz atmak zorunda kaldım :D

Aile yaşamımızdan hayatımıza giren erkekler, onların bize tepkileri ve bizim yaşadıklarımız… Doğrularımız… Yanlışlarımız… Yaptıklarımız… Yapamadıklarımız… Yapmamız gerekenler… ve çok daha fazlası bu kitap içinde saklı. Bu iki uzman doktorun önerilerine kulak verin diyorum ben. Okuyacak olanlara şimdiden keyifle okumalar dilerim…

Benim "Akıllı Kadınlar Yanlış Seçimler" için puanım;

Senden Bebek İstiyorum- Aslıhan Akagöz, Söyleşi (5. Gün)

Aslıhan Akagöz Söyleşisi

Turumuzun son gününde yapmış olduğum söyleşi ile geldim. Çok tatlı ve bir gencecik bir yazarla yaptığım bu söyleşiden ben çok keyif aldım. Umarım siz de okurken keyif alırsınız... Çok teşekkürler Aslıhan...

RKBT: Her söyleşinin klasik sorusudur, biz de ondan şaşmayalım. Aslıhan Akagöz kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz? 

A.A: Merhaba :) Ben 26 yaşında, 4 yaşından beri Almanya'da yaşayan ve daha çok sessiz sakin kendi hâlinde biriyim. 

2012 yılında üniversite işletme bölümünden mezun olduktan sonra iş hayatına atıldım ve hâlâ çalışmaya devam ediyorum. 2 erkek kardeşe sahibim. Yani evin en büyük çocuğu ve tek kız evladıyım :) 

Herkes gibi arkadaşlarımla vakit geçirmekten çok hoşlanırım ama ben özellikle tam bir ev kuşuyum. Aileme ise aşırı bağlı biriyim.



RKBT: Ilk önce bir forumda başladınız yazmaya, ardından da kendi sayfanızı açıp orada devam ettiniz. Bunu da kitabınızın hatta kitaplarınızın basılma süreci takip etti. Peki yazmaya nasıl karar verdiniz ve yayımlama kararını nasıl aldınız?

A.A: Yazmaya karar vermem benim için bile çok beklenmedik bir durumdu, çünkü yayımlama durumundan önce yazmaya karşı bir zaafım olduğunun bile farkında değildim. Öyle ki okulda kompozisyon ödevi yazmaktan bile nefret ederdim.

Ama sonra bir gün izlediğim bir diziyle birlikte her şey değişti. Ilk kez üye olduğum bir forumda bulunan arkadaşların yazdıkları hayran kurgusu hikayeler ilgimi çekti. Ve yeni şeylere daima meraklı olan ben tabii ki kendime engel olamayarak o forumda ilk kez yazmaya başladım. Önce hayran kurgusu, sonrasında daha özgün hikayeleri kaleme almaya başladım. Bu sanırım o dönem (yıl 2006) hayatımda yaptığım en çılgınca şeydi. Sonrasında başka forumlarda yazdıklarımı daha fazla kişiyle paylaşmaya devam ettim. En son iki sene önce de Facebook ve sonrasında Wattpad'de yayımlamaya başladım.



RKBT: Hikayelerinizin konularını ve karakterlerinizi seçerken nelere dikkat ediyorsunuz? Bu

konuda eleştiri aldınız mı ya da almaktan korkuyor musunuz?

A.A: Ben bir gün olsun "Şu karakter nasıl olmalı?" veya "Kurgu nasıl devam etsin?" diye düşündüğümü bilmem. Çünkü karakterler ve ana kurgu kafamda birdenbire beliriverir. Bu çoğunlukla dinlediğim bir şarkı veya beni çok etkileyen bir durum sonucu olur. Kurgunun gidişatı ise yazdıkça kafamda netleşir.

Ama asla işlemeyeceğim iki konu var: Tecavüz ve Şiddet. Ayrıca küfürü sevmediğimden kendi kitaplarımda ve hikayelerimde kullanmamaya özen gösteriyorum.

Bu zamana kadar okuyucunun kurguma müdahale etmesini hep engelledim. Bu konuda inatçı bir kişiliğim var. Yazmak istediğimi yazıyorum sadece okurun ayıla bayıla okuyacaklarını düşündüklerimi değil :)

Her kitapta kurguyu kabullenen olacağı kadar kabullenmeyen de olacaktır. Ama bence önemli olan yazarın hayal gücüne saygı gösterilmesidir. Gelen her eleştiri kabulümdür ama bence uslüp çok önemli. Hakaret dolu eleştirilere sadece ben değil hiçbir yazar saygı gösteremez diye düşünüyorum.

Bana gelen, yapıcı eleştirisi ile gelsin. Çünkü ben gerek öğrencilik gerek ise iş hayatımda olsun sürekli kendimi aşmayı ve daha da başarılı olmayı hedeflemişimdir. Bu durum yazarlık kariyerim söz konusu olduğunda da farklı değil. Gelen yapıcı eleştiriler sayesinde ileride çok daha iyi işlere imza atacağıma inanıyorum. Çünkü her birini gerçekten dikkate alarak okuyorum.


RKBT: Deyim yerindeyse arkası yarın türevi yazmaya başladınız, her hafta bir bölüm şeklinde
ve bu şekilde yazmanın zorlukları nedir? Bu tip hikayeleri kitaplaştırmak daha zor gelir bana, sizce de öyle mi?

A.A: Benim gibi yazma konusunda motivasyona ihtiyaç duyanlar için diziler gibi haftada bir bölüm eklenerek yazılması bence güzel bir şey. Çünkü okurun tepkisi anında geliyor. Ama tabii zorlukları da var. Mesela uzun aralar verildiğinde geçmiş bölümlerde verilen detaylar unutulabiliyor. Özellikle de ben son günlerde çok unutkanım :) Ya da ben haftada bir bölüm yetiştiremeyince vicdan yapıyorum, çünkü okuyucular bölüm günlerini hep büyük sabırsızlıkla bekliyorlar. Ben de ister istemez kendimi suçlu hissediyorum.

Bu tip hikayeleri kitaplaştırmak bence sanıldığı kadar zor değil. Ama en büyük zorluğu kesinlikle en baştan düzenleme (yer yer yeniden yazılma) dönemi. Bazen yepyeni bir kitap yazmak insanın gözüne daha kolaymış gibi görünüyor. Ama ben hiçbir hikayemden vazgeçemem. Benim için yerleri ayrı olanları elbette daha iyi bir halde kitap olarak görmeyi arzu ediyorum :)



RKBT: Bildiğimiz kadarıyla yurt dışında yaşıyorsunuz ve iki kültürü birden tanıma imkanınız var. Yayın sektörü açısından iki ülkeyi kıyasladığınızda ne gibi farklılıklar var? Ya da yaşadığınız ülke okuma alışkanlıklarıyla bizim ülkemizdekini düşündüğünüzde ne gibi ayrımlara ulaşıyorsunuz?

A.A: Aslında kitabım çıkana kadar yayın sektörüyle pek ilgilenmezdim ama dikkatimi çeken en büyük fark Almanya'da yayınevlerinin kitap fiyatları konusunda oldukça cömert oldukları. Genelde sabit fiyatları var. Yani her kesimin kolayca karşılayabileceği şekilde ücretlendiriyorlar. Ama tabii ki bunun en büyük sebebi okur kitlesi. Almanya'da kitap okunuyor. Kitaba karşı büyük bir ilgi var. Ama Türkiye bu konuda ne yazık ki daha geri kalmış durumda. Bu durumu üzücü buluyorum. Dilerim en kısa zamanda değişir.



RKBT: Gelelim kitaplarınıza… İlk kitabınızı elinize aldığınızda ve raflarda gördüğünüzde
neler hissettiniz?

A.A: O duygu anlatılamaz yaşanır derler ya hani aynen öyle :) ben uzunca bir süre kitabımın çıktığına inanamadım. Sanırım raflardaki ilk fotoğrafını gördüğüm an benim hayatımdaen mutlu olduğum anlardan biriydi. Elime almam ise çok sonra oldu. Kitabın her tarafını yakından incelemiş olabilirim ve ezbere bildiğim satırları defalarca okumuşluğum vardır :)



RKBT: Kitaplarınızla ilgili yorumlar ve değişik resim kareleri geldiğinde neler hissediyorsunuz?

A.A: Ben çok mutlu oluyorum; çünkü birçok yazarın aksine benim her istediğimde gidip kitabımı bir kitabevinin rafında görme şansım yok. Bu nedenle herkesten bol bol fotoğraflar beklerim :) Ayrıca bu sayede kitabıma ve bana verilen değeri görüp seviniyorum.



RKBT: İlk imzanız kime gitti peki?

A.A: İlk imzam halamın oldu :)



RKBT: Yazmanın sizin için çok önemli olduğunu görüyoruz peki ya okumak? Okumak hayatınızın neresinde duruyor?

A.A: En az yazmak kadar hayatımın merkezinde duruyor okumak. Okurken mutlu oluyorum; ama yazarken duyduğum mutluluğu okurlarla paylaşma şansını elde edebiliyorum. Yani birinden biri olmasa hayatım çok eksik ve tatsız olurdu.

                                                                                    RKBT: Peki takip ettiğiniz yazarlar var mı?



A.A: Elbette var. Öncelikle yabancı yazarlardan bana okumayı sevdiren yazarım Nora Roberts’ı unutmak olmaz. Her yazdığını büyük bir keyifle okuyorum. Historical Romance’da ise kesinlikle Judith McNaught ve Julia Quinn benim için bir numaralar. Ayrıca sön dönemlerde Susan Elizabeth Phillips’in kalemine bayılıyorum.

Türk yazarlardan ise kesinlikle en çok Fatma Erdek’i ve kalemini çok seviyorum. Hem kişiliği hem de yazdıklarıyla benim için örnek alınacak bir yazar. Onun haricinde sevdiğim birkaç yerli yazarım daha var. Ama liste uzun olduğundan tek tek saymayı uygun görmüyorum; çünkü birinden birini unutmaya korkarım :) Ben seviyorum bizim yazarları ve her zaman kendi yazarlarımıza daha çok destek olmamız gerektiğini savunuyorum.



RKBT: Sosyal medya kullanımı ile aranız nasıl? Okurlarınız sizinle hangi adreslerden iletişime geçebilir ve yazmaya devam ettiğiniz hikayelerinize ulaşabilir?

A.A: Sosyal medyayı çok aktif kullanıyorum. Birçok forum siteleri dışında Facebook'da 'Clevergirl Hikayeleri' adı altında hikayelerimi yayımladığım bir sayfam var. Wattpad'de ise 'AslimAk' rumuzu altında yayımlıyorum. Onun haricinde instagram (aslihanakagoz) ve Twitter (AslimAk) hesaplarım da mevcut.



RKBT: Benim de en çok merak ettiğim soruların başında yeni projeleriniz geliyor. Aslıhan Akagöz ismini hangi kitapla göreceğiz ve ne zaman göreceğiz?

A.A: Benim yazımına 2007 yıllarında başladığım bir aile serim var. Toplamda 5 kitaplık bir seri. Şu sıra ilk kitabı "Bir Yudum Sevgi"yi düzenlemeye başladım. Daha doğrusu çok eski bir hikaye olduğundan her satırını en baştan yazıyorum. Gönlümden geçen bu seriyi kitaplaştırmak. Ama zamanı hakkında bir şey söyleyemiyorum bu tamamıyla benim düzenleme hızıma bağlı :) Ve şu sıralar çok yavaş olduğumu söyleyebilirim.



RKBT: Bizimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

A.A: Asıl ben teşekkür ederim. Soruları cevaplarken çok keyif aldım.

Okurlarıma ise hep yanımda ve destekçim oldukları için çok teşekkür etmek istiyorum. Iyi ki varlar. Onlar olmasaydı sanırım buralara kadar gelmiş olmazdım. Her birini ayrı ayrı çok seviyor ve günün birinde yüz yüze de tanışabilmeyi diliyorum.

Senden Bebek İstiyorum- Aslıhan Akagöz, Kitap Yorumu ve Çekiliş (2. Gün)

Senden Bebek İstiyorum



Sayfa Sayısı: 615
Postiga Yayınları
2015
28 tl

Kitap Tanıtımı

Senden Bebek İstiyorum 

Çünkü seni hiç unutmadım.

Bir adam neden baba olmak ister? Mutlu ve sıcacık bir yuvada kendinden bir parçaya hayat verip onu büyütmek için, olabilir mi? Ama Yiğit ve Mert'in baba olmayı kabul etmelerinin sebebi bu değildi. Büyükanneleri Pakize Hanım gülümseyerek, "İlk kim kucağıma bir torun verirse bütün servetim onundur," deyince Mert, sırf Yiğit'e bir konuda daha üstünlük sağlayabilmek adına kabul etmişti bu isteği. Tek niyeti Yiğit'i her konuda alt edebilmekti. Peki, Yiğit buna izin verecek miydi? Mert'in kendisini alt etmesine göz yumacak mıydı? Peki iş anne adaylarını ikna etmeye gelince neler olacak dersiniz? Aslıhan Akagöz'ün çok okunan romanlarından aldığınız tadı sürdürmeye devam edebilirsiniz. Eğlenceli ve bir an bile kesilmeyecek heyecanıyla elinizdeki kitapla yazara hayranlığınızın artacağını garanti ederiz.

"Benim size verebilecek hiçbir şeyim yok," dedi güçsüz bir sesle. "Hayır, yanılıyorsun Sedef." Adını adamın ağzından duymak garipti. Rahatsızlık vericiydi. "Sen şu sıra bana çok lazım olan o en önemli şeyi verebilirsin." "Ben anlayamıyorum. Mert Bey siz benden ne istiyorsunuz?" "Ben senden bir bebek istiyorum."



Kitap Yorumu


Yıllar önce tesadüf eseri bir forum keşfetmiştim. Haftalık hikayelerin yayımlandığı, genç yazarların yer aldığı bir platformdu ve bir hikaye ilgimi çekmişti orada, ismi ‘Bir Damla Aşk’ idi. O hikayeyle benim kalbimi ve beğenimi kazanmıştı Aslıhan. Hele ki hikayesinde geçen küçücük bir Afyon detayı ile deyim yerindeyse tam on ikiden vurmuştu beni. O günden beri de sürekli takip ettiğim ender isimlerden biri oldu ‘clevergirl’. 

İlk tanıtımını okuduğumda beğenmiştim konuyu ve her hafta yeni bölümü bekleme başlamıştım. Hatta bölüm gelmedikçe de yazarımızın birazcık kafasını şişirmiş olabilirim :) Üzgünüm yazarım, meraklı bir okurum ben :) Her bölümünü severek okuduğum hikayenin kitap olacağını duyduğumda ise “Sen benim olmalısın!!!” derken turunu yapma imkanımız oldu, iyi ki de oldu :) 

Yiğit ve Mert, ikisi de babaannesi tarafından büyütülmüş -ki burada söz konusu olan yalnızca biyolojik yaş zira hala ikisi de çocuk gibiler- iki kuzendir. Küçüklüklerinden beri bir sürtüşme içine girmişler, incir çekirdeğini doldurmayacak nedenlerden ötürü de rakip haline gelmişlerdir. Tek amaçları birbirlerini alt etmek haline gelen kuzenleri büyük bir sürpriz bekler: tabii ki babaanneleri Pakize Hanımın onlara sunduğu bir tekliftir ya da hafif teklifimsi hafif de şantaj içeren bir durumdur. 

Bugüne kadar birbirleriyle yarışmak kolay olmuştur ama artık iş zordur hatta imkansız gibi bir durum söz konusudur. Zira babaannesi bu kez kimin daha önce çocuğu olursa onu mirasıyla ödüllendirecektir. 

Yiğit, uzun düşünceler sonunda Feyza’da karar kılar. Yarım kalmış yaşanmışlıkların üzerine gitmeye kararlıdır. Ancak bu konuda Feyza ne düşünür, bilinmez… 

Mert için durum biraz daha sıkıntılıdır. İlk başlarda kuzenini ciddiye almayan genç adam bir anda tutuşur ve Sedef’i gördüğü anda ona can yeleği bulmuş edasında sarılır. Ama Sedef bundan memnun mudur acaba? 

Kitabımızın konusu böyle işte. Olayların finali ilgili elbette tahminler vardır ama o finale gidiş yolu için okumalısınız. Bazen güleceksiniz, bazen de gözlerinizin dolduğunu hissedeceksiniz. Ama hepsinden öte genç bir yazarın kaleminden dökülen aşka şahit olacaksınız… 

Bunca lafın üzerine kitabı beğendiğim ortaya çıkıyor tabii. Ama eklemek istediğim bir şey var, ben bu kitabı beğenmekle kalmadım ciddi ciddi bayıldım. Hem de ikinci okuyuşumda bile! 615 sayfalık bir kitap elinizde akıp gidiyor sanki. 

Eğer Aslıhan’ın kalemiyle hala tanışmadıysanız bu kitap iyi bir başlangıç olacaktır. Bir şansı hak eden özel bir isim zira kendisi. Yazım hayatında başarılar dilerim yazarımıza, nice hikayelerde nice kitaplarda görüşmek üzere… 

Not: Sıradaki hikaye ve kitabı ben de merak ediyorum ve kendisiyle yapacağım söyleşide cevapları alabilmeyi umuyorum. Takipte kalın!

Benim puanım;




Son olarak çekiliş için;




a Rafflecopter giveaway

Unutma Beni- Lisa Genova, Yazar Hayatı(4. Gün)

Lisa Genova


Herkese merhaba. Bugün Unutma Beni kitabının yazarı Lisa Genova ve hayatı ile ilgili bir yazıyla geldim. 

Yazar Lisa Genova 22 Kasım 1970 doğumludur. Bates College mezunu olan Genova daha sonrasında Harvard’da nöroloji eğitimi almıştır. Kırk dört yaşındaki yazar, yapımcı ve yönetmen olan Christopher Seufert ile evli ve iki çocuk annesidir. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Massachusetts’te yaşamaktadır. 

Still Alice, Left Neglected, Love Anthony ve Inside the O’Briens isimli dört kitabı olan Genova’nın ilk kitabı olan Still Alice 2007 yılında basılmıştır. Piyasaya sürüldükten sonra kırk bir hafta boyunca çok satanlar listesinde yer almıştır. Yirmi beş farklı dile çevrilerek pek çok ülkede satışa sunulmuştur. 

Still Alice yani Unutma Beni kitabı, 2008 yılında Bronte Prize, 2011 yılında Bexley yılın kitabı ödülü ve okuma grupları tarafından pek çok kez favori kitap seçilmiştir. Lisa Genova yayımlanan diğer kitaplarıyla da New York Times çok satanlar listesine girmiş ve pek çok ödül almıştır. 

Lisa Genova alzheimer hastalığı, travmatik beyin hasarı ve otizm konusunda çalışmalar yapıp konferanslar vermiştir. Dr Oz Show, Diane Rehm Show, CNN, Chronicle,Fox News ve Canada AM başta olmak üzere pek çok kanal ve programa konuk olmuştur.




Yazarın Kitapları

1- Still Alice (2007)

2- Left Neglected (2011)

3- Love Anthony (2012)

4- Insıde the O'Brien (2015)




Çekilişlerimiz devam ediyor. Bitmesine çok az kaldı, katılmak için acele edin :)
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI