Aşkın Naz'lı Hali- Kübra Türker, Okuma Etkinliği- Söyleşi(10. Gün)

Aşkın Naz'lı Hali- Kübra Türker, Okuma Etkinliği- Söyleşi

İlk kez bir söyleşide ne soracağımı bilemedim. İnsan can arkadaşına, toprağına ne soracağını gerçekten bilemiyormuş. Yılları birlikte devirmiş insanlar olduğumuzdan soracağım her sorunun cevabını da biliyordum haliyle. Ben de klasik sorular sordum, sizler de tanıyın diye... 


KAKM: Her söyleşinin klasik sorusuyla başlayalım isterim. Kübra Türker kimdir? Bize kendinden bahseder misin?

KT: Her türlü canlılığın doğasını merak eden ve merakına yenilerek bunun tahsilini gören, bol bol dinleyen, az biraz yazan ama ondan daha da çok okuyan, şahsına münhasır, İzmir kaldırımlarına âşıksa da İstanbul karmaşasından vazgeçemeyen, naçizane kelimelerini 'Aşkın Nazlı Hâli' isimli kitabında kâğıt sayfalarına bürüme şansına kavuşan bir yazandır Kübra. Ne kadar kendimi anlatmaktan pek hoşlanmasam da bu ifadeler az biraz beni tanımlayabilir. 


KAKM: Klasik sorumuzla başlamışken öyle devam edelim. Yazmaya nasıl başladın? Bir forumda bir grupla birlikte çalışmaya karar verme süreci nasıl gelişti?

KT: Çok garip olacak ama tam olarak kalemimdekileri yazıya aktarmaya başladığımı hatırlayamıyorum. Sanırım her zaman, bir şeyler karalama isteği vardı içimde ve bu istekle sürekli karalamalar yapardım. Çok yakın bir arkadaşıma doğum günü hediyesi olarak, uzunca bir hikâye kaleme aldığımı hatırlıyorum. O, her zaman kalemimi çok sevdiğini söyler ve benden bir şeyler yazmamı isterdi. Sonrasında da birkaç forum deneyimi yaşadım. Ama en önemlisi… Aşkın Nazlı Hâli’nin yazım aşaması oldu. Okuyucularımın bir kısmı bilir; biz başlangıçta bir grup olarak yola çıkmıştık ve tam anlamıyla eğlenmek, güzel paylaşımlarda bulunmaktı amacımız. Ne güzeldir ki o iki güzel insan her daim yanımdaydılar. İki güzel anne, iki koca yürekli kadın, dahası iki nadide dost onlar benim için… Gamze ki kendisi Anaç İnsanım olur, böyle bir konuda yazmalıyız demişti ve her şey öyle başladı. Ece ki o da Yazariçem, ben ve Gamze, başladık bir şeyler karalamaya. Tabii Gamze, konuyu söylediğinde benim kafamda baştan sona bir gidişat oluşmuştu ve bu gidişatta başladık. Sonrasında çok geçmeden ben kalemi onlardan devraldım. Kitaplaşma sürecine girildiğinde de bana ait olmayan birkaç bölüm, benim kelimelerimle tekrar yazıya döküldü. 


KAKM: Rengarenk kızlar diye bahsetmek istiyorum sizden ki iyi ki de böyle bir grup
kurmuşsunuz. Bu hikayenin kitap olacağını duyduklarında ne tepki verdiler? Ayrıca burada araya girmek isterim, birbirinden yetenekli üç genç kadın onlar. Ece’nin de kitabı çıktı. Sıradaki kitap Gamze’nin olsun lütfennnn :D

KT: İnşallah öyle olur ama Gamze, son noktayı koymamakta kararlı.:D Yoksa biz de çok isteriz. Şimdi bu iki güzel kadın, ikisi birden sözleşmişçesine, ikinci kez anne olmaya hazırlanıyorlar ki sevgili Ece oldu bile ve onlara imrenmemek elde değil. Aşkın Nazlı Hâli’nin kitaplaşmasıyla ilgili yayın evleri ilgilenmeye başladığında gariptir ki onlar bunu zaten biliyor gibiydiler. Sanırım tek şaşıran ben oldum. :D Onlarsa desteklerini hiç esirgemediler.

NOT: Editör burada Gamze'ye mesajını ilettiği için gönül rahatlığıyla diğer soruya geçebilir :D


KAKM: Haftalık bölümler halinde yayımlanan bir hikâyeyi bir bütün haline getirmek zor oldu mu?
KT: Açıkçasını söylemek gerekirse zordu. Senden saklayacak değilim Toprağım. :D  Zorluğu şöyle; düzeltirken bazı kısımlarda çok ayrıntıya girdiğini ve bazı olayları tekrar ederek anlattığını fark edebiliyorsun. Bu, okuyucuyu her hafta yayınlarken olaydan kopmaması için iyi olabiliyor; ama kitapta bunlar göze batıyor, düşüncesindeyim ben. Haftalık bölümler halinde yayınlanırken konuda uzamalar da olabiliyor. O güzel yorumlara her hafta her hafta doyamıyorsun ve okuyucunun isteklerini de göz ardı etmeyerek, karakterin mutluluğunu da yazayım, evli mutlu çocuklu hallerinden de mahrum kalmasın okurum, deyip de uzatabiliyorsun. Yani… Ben böyle yapmıştım. Aşkın Nazlı Hâli, en başından kitap düşüncesiyle yazılmaya başlansaydı sanırım ayrıntılardan birazcık arınmış olurdu, sanırım. Ya da… Beni biliyorsun ki kalemime pek dur diyemiyorum. Yine upuzun da olabilirdi. Sen tahmin ediyorsundur az biraz. : ) 

NOT: Bilmez olur muyum toprağım benimm, ama sen hep yaz. Baktık uzun oldu ben el atarım, içini ferah tut sen :D

KAKM: Aşkın Naz’lı Hali… Bu isim nereden geldi aklınıza? 

KT: Malum kadın karakterimizin adı Naz. Kendisi tam anlamıyla adının hakkını veren bir kadın ve öyle bir kadının kalbinde taşıdığı aşkıyla nasıl değiştiğini, aşkın her hâli bir yana nazlı hâlinin nasıl olduğunu okuyoruz kitapta. Aynı zamanda isim annemiz de Gamze’dir. : )



KAKM: Hikayemizin kitaplaşma süreci nasıl gelişti? Neler yaşadın bu süreçte?

KT: Sen de bu süreçte editörüm olarak yanımdaydın, beraber göğüsledik. Sadece editörüm olarak da değil, akıl danıştığım, dostum Toprağım olarak… Oldukça yoğun bir süreç değil miydi sence de? : ) Yoğun ama eğlenceliydi. Belki biraz da bize getireceklerinden habersizce gergin ama çokça heyecanlı. 

NOT: Sana bu hikayenin kitap olması gerektiğini söylediğim ilk andan beri yanında olmak benim için zevkti. Bu süreçte sana destek olabildiysem ne mutlu bana...


KAKM: Yeniden sana dönüyorum ve bize kendini on kelimeyle anlat desem, neler olur onlar?

KT: Kendini anlatmaktan hoşlanmayan bir insanın on kelime seçip de kendini anlatması çok daha zor sanırım. : ) O yüzden bu soruyu pas geçme hakkımı kullanasım var. Ama o on kelimeden ikisi, ayrıntıcı ve zor beğenen olabilir. Diğerini beni tanıyanlara bırakıyorum. ; )


KAKM: Ve gelelim ben her söyleşimin klasik sorusuna hatta sorularına :D Kitabını ilk nerede gördün ve neler hissettin, ayrıca ilk imza kime gitti?

KT: Bu sorunun cevabını en iyi tahmin edebilecek kişisin sen. Çünkü o an tam yanımda
duruyordun. : ) Biz İzmir Kitap Fuarı’ndaydık ve tarih 26 Nisan Pazar gününü gösteriyordu. O kadar heyecanlı ve mutluydum ki fuarın girişinde kitaplarımın bulunduğu standa ilerlemeden önce durup tüm stantları gözden geçirdiğimi hatırlıyorum. Sonra sen de benim durduğumu fark edip durmuştun. O an, senin de benim kadar heyecanlı olduğunu fark etmiştim ve bu heyecanı paylaşırcasına sarılmıştık seninle. : ) Kitaplarımı ilk gördüğüm gün de bu güne denk geliyor. İlk imzayı kim aldı, sorusuna gelince… Bu soruyu bilerek mi sordun, merak ediyorum. :D Cevabımsa şaşırtmasa gerek kimseyi. Elbette ki ilk imzamı Şefika’ma, Toprağım’a verdim. Hem de heyecandan ellerim titreyerek.

NOT: O gün yanında olabildiğim için çok mutluyum. Evet ben de çok heyecanlıydım sana çok inanmıştım, çok güvenmiştim. Kaleminden dökülen o sözcüklerin somut halini elime alabilmek benim için değerliydi. Kaldı ki o kitap benim ilk editörlük deneyimimdi. Çıktığımız bu yolda adımları birlikte atıyor olabilmek çok önemliydi.


KAKM: Yeni projeler desem? Bundan sonra biz okurları neler bekliyor? Etkinlik kapsamında okuyan her blogger farklı kişileri de olsa mutlaka devam hikâyelerini istedi. En azından kitap olmasa bile online olarak yayımlayacağın birkaç bölüm düşünür müsün?

KT: Bak bu soruda yine bir baskı seziyorum. Sorunun aslı öncesinde, istenen şey kuvvetle desteklenerek soru sorulmuş. : D Devam kitabı… Bilemiyorum. Açıkçası, düşünmemiştim daha önce. Ama neden olmasın diyerek açık bir kapı bırakmayı ihmal etmeyeyim. : ) Ama ek bölümler yazmayı istiyorum. Sanırım online paylaşılacaklar. Yeni projelere gelince… Aşkın Nazlı Hâli’nden daha farklı bir şeyler var aklımda. Sanırım bu kez, romantik komediden ziyade dram ağırlıklı değişik bir çizgide yazmayı istiyorum ve… Yazımına da başladığımı söylememin bir sakıncası yok diye düşünüyorum. ; ) 

NOT: Nee? Baskı mı? Cık cık cık, bizde olmaz öyle editör baskısı falan :D (Yalandan kim ölmüş :P )


KAKM: Sosyal medya ile aran nasıl desem? Okurların seninle nasıl iletişime geçebilirler?

KT: Sosyal medyayla zaman zaman aram iyi zaman zamansa bir dargın bir barışık. Zamanım oldukça kullanmayı ihmal etmiyorum. Gerek Facebook, Twitter, İnstagram gerekse Wattpad üzerinden benimle iletişime geçebilirler. Elimden geldiğince geri dönüş yapıyorum. : )

https://www.facebook.com/kubra.turker.34

https://twitter.com/KTrker

http://www.wattpad.com/user/KbrATrker

https://instagram.com/askub/



KAKM: Son olarak buradan okurlarına iletmek istediğin mesajın var mı?

KT: Teşekkür etmeliyim en başta. Bu çoğu kişiye klasik ve önemsiz gelebilir ama bunu yapmalıyım. Çünkü okurum bana yaptığı geri dönüşlerle beni ne kadar mutlu ettiğini, duygudan duyguya sürüklediğini, yeri geldiğinde kalemimi etkilediklerini ve ne derece etkili olduklarını bilmeli. Bir kitabın çıkması aslına bakılırsa külfetli olsa da zor değil. Kitabınızın çok satanlar listesinde bir numaraya yerleşmesi ya da sürekli baskılarınızın tükenmesinden ziyade, hiç tanımadığınız bir insanın gelip içtenlikle sizin hayal dünyanızın içinde kaybolduğunu size heyecanla anlatması, sizin emeğinize değer vermesi, size o değeri hissettirerek karşılık vermesi daha önemli. Benim düşüncem şudur. Hepimiz iyi kötü bir şeyler karalıyoruz. Yazıyoruz ve yazanlarız nihayetinde. Bir yazanı yazar yapan okuyucusudur, düşüncesindeyim. Okur size yazar kelimesinin maneviyatını ve ustalığını yüklediği an, işte o zaman değerlidir o kelime. Bu yüzden ben bir kez daha kalemime etkisi olan herkese çok ama çok teşekkür ederim. Hep benimle kalın. Sevgiler. Öpücükler. : - *



Editör Notu:

Yazarımmm, canım arkadaşım benim... Yolun açık olsun... Daha nice kitaplarında birlikte olmak dileğiyle. Hem yorumumu yazarken hem de söyleşiyi hazırlarken daha önce bu derece zorlanmamıştım. Ne yazsam yazayım hep eksik bir şeyler kaldı ama ben aklıma geldikçe sana iletirim :D Yazarımız şu anda Kocaeli Kitap Fuarı'nda ve imza günü var. İmzalamaktan kolların yorulsun inşallah canım :))

Sen- Selvi Atıcı, Kitap Yorumu (5. Gün)

Sen- Selvi Atıcı


Sayfa Sayısı: 424
Müptela Yayınları
2015
21 tl


Kitap Tanıtımı

Kardeşinin intikamını almak için çıktığın yolda aşkla karşılaşırsan…

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir, bilirsiniz. Üstelik bahsi geçen bir kadın ise, asla! Dövüş sanatları uzmanı olan Süheyla, kardeşinin intikamını almak için çıktığı yolculukta kalbini tam bir baş belasına kaptırdı. Ruhu intikam ateşiyle yanıp tutuşurken kalbi aşk ateşiyle kavruldu…

Süheyla'nın adı, 'iyi huylu, sakin' anlamına gelir ancak aldanmayın, yol boyunca elinde muştasıyla aşk ve intikam duygularıyla örülmüş ince bir ip üzerinde ustalıkla yürüyecek gerçek bir kahramandır aslında. O zeki, yumrukları kadar dili de sert bir kadındır. Romanda Demir'le de tanışacaksınız. Aşkın muhatabıdır kendisi. Süheyla'nın intikam mücadelesinde en büyük yardımcısı olacaktır.


Kitap Yorumu

Selvi Atıcı, Kimliksiz romanıyla tanıdığım bir isim. Arkadaşlarımdan ismini çok sık duymama rağmen Kimliksiz’e kadar kendisini tanıma ve hikayelerini okuma fırsatım olmamıştı. Ancak Kimliksiz kitabından sonra fark ettim neler kaçırdığımı. Neler kaçırdığımı diyorum çünkü Selvi Atıcı gibi bir kalemi okuyamamış olmak kendi adıma büyük talihsizlik. 

Yayınevinin sayfasında “Sen” tanıtımını gördüğümüz anda bu kitaba blog tur düzenlemeliyiz dedik arkadaşlarımla ve şimdi bunu yapıyor olduğumuz için de oldukça mutluyum. Hem kalem olarak hem de ilk turumuzdan beri devam eden sohbetlerimiz sonucunda kişilik olarak inanılmaz sevdiğim bir yazar Selvi abla. 

Sen, alışık olmadığımız bir kadın karakter üzerine kurulu bir kitap. İntikam uğruna çok fazla şey göze olabilecek kadar cesur bir kere. İntikam diyorum ama ne kadar doğru bilemedim belki de araştırmasını yapmak üzere demeliyim. Bu arada kızımızın adı Süheyla ve kapak yazısında isim anlamını okuduktan sonra ne kadar büyük bir ironi olduğunu görüyoruz. Ama şaşırmadım buna, zira Selvi abla deyim yerindeyse eli maşalı bir kadın yazacağından bahsetmişti. Gerçi kızımın elindeki maşa değil de muşta, öyle de minicik bir detayımız var :D 

İster araştırmasının deyin ister intikamının, bu yolda karşısına çıkan bir adam var, Demir. Yakışıklı, zengin ve kelimenin tam anlamıyla aşık olunası bir adam. Haliyle kızımızın da bundan kaçamaması çok normal :D Tüm bu kaçış, kovalayış, arayış arasında dönen bir aşk… Kulağa hoş geliyor sanki ;) 

Kitap İklimi Pınar’ın yorumunu okurken baştan sona katıldım ona. Özellikle de yurt dışına açılma konusunda. Kesinlikle ama kesinlikle Selvi abla bunu hak eden bir insan. Dilerim böyle bir şey yapılır zira bizi kalemiyle, kişiliğiyle en güzel şekilde temsil edeceğinden, dünyanın her bir yerinden okuru olacağından hiç şüphem yok. 

NOT: Bunu eklemezsem, her fırsatta dile getirmezsem ölürüm. Selvi abla nolur bize Adem’le Şirin’i yazzzzz, Çelik biraz daha bekleyebilir bence :D Çelik mi kim? Bunun cevabı en yakın kitapçıda :D

Seç Birini: Kitap Kurdu Özel

Seç Birini: Kitap Kurdu Özel



Yeni bir etkinlikten daha merhaba :) Bu seferki etkinliğimiz "would you rahter" soruları. Zamansızlıktan yakınsak da etkinliksiz yapamıyoruz :))

Etkinliğe katılan bloglar ise şöyle;




1. Senede bir kitap okuyup tastamam hatırlamak mı senede 100 kitap okuyup hiçbir şey hatırlamamak mı?

Kesinlikle 100 kitabı tercih ederim. Bendeki şansla gider o tek kitabı dram seçerim ve ömrüm boyunca aklımdan çıkaramam falan, ne gereği var şimdi :D


2. Bir kitabın sadece ilk sayfasını okumak mı sadece son sayfasını okumak mı?

Kitapların ilk önce son sayfasına bakmak gibi bir huyum yok, her seferinde kitabın künyesini bile okuyan biri olarak, ilk sayfa diyorum :D


3. Bir kütüphanede kapalı kalmak mı bir kitabevinde kapalı kalmak mı?

Kitapçıda kalmak derim. Düşünsenize onlarca yepyeni kitap ve ilk sayfalarını ben açıyorum....


4. Kitabını göle düşürmek mi eskaza ateşe vermek mi?

İkisi de olmasa olmuyor mu? Neden illa başına bir şey gelecek kitabımın? Yok arkadaş, benimkine ikisi de olmasın :D


5. Sonu ucu açık biten bir kitap okumak mı sonu acı veren bir kitap okumak mı?

Ucu açık biten kitapları biri benim için listeyelebilir mi? Onları gördüğüm anda olay mahallinden koşarak uzaklaşacağım da :D


6. Ana karakterin öldüğü bir kitap okumak mı aşık olduğu kişinin öldüğü bir kitap okumak mı?

Aşık olduğu kişi olsun ya, belki yazarından istersek bizi kırmaz ve onu yeniden aşık edip baş göz eder :D


7. Kitapsız ıssız bir adaya hapsolmak mı bilmediğin bir dilde yazılmış kitaplarla dolu bir kütüphanede kapalı kalmak mı?

Issız bir adaya düşsem de çantamda taşıdığım bir kitabım mutlaka olur. Hiç anlamayacağım bir kitaptansa ıssız adada onunla baş başa kalmayı tercih ederim :D


Aşkın Naz'lı Hali- Kübra Türker, Okuma Etkinliği- Kitap Yorumu(2. Gün)

Aşkın Naz'lı Hali- Kübra Türker



Kitabın Künyesi

Sayfa Sayısı: 640
Dokuz Yayınları
2015
20 tl


Kitap Tanıtımı


Hayatından geçen her bir gün, dolu dolu tabirinin karşılığıydı Naz için. Sonu gelmeyen seyahatler, bitmek tükenmek bilmeyen partiler, sıfırlarını dahi saymaya uğraşmadığı bir banka hesabı, anne babası, dedesi ve hatta daha birçok insanın ilgisi… Şimdiyse bunların hepsi yerini mütevazı bir memur hayatına bırakmıştı. Hem de oldukça mütevazı! Artık parasının hesabını kuruşu kuruşuna yapmalı ve hayatını diploması için uğruna yıllarca dirsek çürüttüğü mesleği, öğretmenliği, yaparak kazanmalıydı. Yapabilir miydi peki? Allah biliyor ya herkes onun bu şekilde yaşayamayacağını biliyordu. 

Disiplin, azim ve çeviklik… Belki biraz ukalalık, biraz da hazır cevaplık. Hepsini bünyesinde barındıran bu yakışıklı adamın bir yüzbaşı olduğuna inanmak, oldukça zordu. Yeni görev yerine başarıyla adapte olmuşsa da yeni hayatında hesaba katmadığı bir şeyler vardı. Zaten kim bunu hesaba katıyordu ki? O ne mi? Aslında hepimiz biliyoruz. Hatta birçoğunuz şu an iki dudağınız arasında, bu oyunbozan kelimeyi mırıldanıyorsunuz. 'Aşk' Pek çok şey bildiğini iddia etse de bu konuda ne bir tecrübeye ne de ön bilgiye sahipti Yağız. Ama azimliydi. Takdir etmek ve hakkını vermek gerekir. Aşkı öğreniyordu. Hem de aşkın 'Naz'lı hâlini…


Kitap Yorumu

Nereden başlasam anlatmaya bilemiyorum. Yorum yazarken zorlandığım anlar olur ama bu derece kilitlendiğim an yoktu öncesinde. Benim için bu kadar önemli ve değerli bir kitap okumamıştım çünkü… 

Öncesinde sıradan hikayelerden biriydi Aşkın Naz’lı Hali. Okudukça ve yazarıyla konuşmaya başladıkça giderek anlamlandı. Kübra Türker gibi bir insanı hayatıma kattığınız için teşekkür ederim Naz ve Yağız… 

Kitabımıza gelecek olursak kızımız Naz azıcık şımarık büyümüştür. Tek çocuk olmanın ve zengin olmanın avantajını sonuna kadar kullanmış, haliyle de azıcık şımarmıştır. Ama sadece azıcık, yanlış anlaşılma olmasın :P Ama bir gün işler ters gider ve kendini moda haftası yerine Kars’ta bulur. Evet evet, doğru duydunuz Kars’ta hem de öğretmen olarak! 

Yağız, ordunun yakışıklı ve de oldukça başarılı bir mensubudur. İnsanı kızdıracak kadar umursamaz ve sinir bozucu bir ukalalığı vardır. Tayini Kars’a çıkar ve ülkenin en soğuk yerlerinden birinde görevini yerine getirmeye gider. 

Her şey önce minik bir tartışmayla başlar. Ama hayatın tesadüfleri bununla sınırlı kalmayacaktır. Bu ikili için inanılmaz planları vardır. Neler dediğinizi duyar gibiyim ama söylemem :P 

Kitabın dili için oldukça akıcı olduğunu söylemek isterim. Naz ve Yağız’ın atışmalarını okurken yüzünüzde size eşlik eden gülümsemeyle sona geliyorsunuz. Kimi zaman da gözünüzden akacak iki damla yaş oluyor, buna da hazırlıklı olun derim. Tabii bir de Şakiremiz ve Hayrettinimiz var ki, ben kendilerinin hikayesinin de kitap olması gerektiği konusunda ısrarlıyım, duyurulur :) Gülbahar teyze, Hasan amca, Sarp, Erkan, Ali derken hikayemiz giderek renkleniyor. 

İlk okumaya başladığım andan beri kitap olacağı anı bekledim ve nihayet elimde kitabım. Hem de yazarından imzalı! İlk imzayı aldığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Onun dışında benim için bir kat daha özel olmasının sebebi var, o da editörlüğünü ben yaptım. Hatalarım varsa da heyecanıma verin :) 

Ben okurken oldukça keyif aldım. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Tarafımdan şiddetle tavsiye edilir ayrıca :)

Benim puanım;




Son olarak çekilişimize katılmak için buyurun....


a Rafflecopter giveaway
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI