Yarışma Kitabı Tanıtımı, Aşka Rehin

Yarışma Kitabı Tanıtımı, Aşka Rehin

Kitap Arası Kahve Molası 500. üyesini kutluyor etkinliği bugün Aşka Rehin tanıtımı ile devam ediyor. Yazarı Sümeyye Akarçay ile blog tur kapsamında yaptığım söyleşiyi bir kez daha paylaşacağım. Çekilişimiz devam ediyor, herkese bol şans dilerim!!!



RKBT: Öncelikle merhaba. Söyleşimize klasik bir soruyla başlayalım, Sümeyye Akarçay kimdir? Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? 

S.A: Merhabalar, ben Sümeyye Akarçay, mütevazılığım neticesinde sadece iki özellikten bahsetmek istiyorum. En büyük iki özelliğim hayalperest olmam ve mor renk sevdam. Mor tutkum yüzünden birçok arkadaşımın bana ‘Mor Prenses’ diye hitap etmeye başladılar. Mor bir yaşayış biçimidir benim için. Yazmayı başka bir dünya olarak gördüğüm için hayalperestliğim içinde ele alabiliriz sanırım.Detaylı tanımak isteyenler benimle tanışsın lütfen… :)



RKBT: Yazmaya nasıl başladınız ve bunu bir sayfa üzerinden yayınlama süreci nasıl gelişti?


SA: Daha önceleri aklımda hiç yazmak yoktu. Ben aktif okuyuculuğumu muhafaza ediyordum ama bir gün bir yayınevinin yarışmasına katılmaya karar verdim. 15 sayfalık bir hikaye yazacaktık ve benim yazdığım hikaye çok uzun oldu. Kesemedim, bıraktım. Aradan bir ay geçti. Gece uyku tutmadı ve sürekli olarak dönüp durdum. Bedenim huzursuz, kafamın içinde ise gelişmeye başlayan karakter, olay kurgusu dönüp duruyordu. Komodinden telefonu alıp aklıma gelen cümleleri not aldım. Ertesi günü, aynı karakterler tekrar kafama doluştular. “Tamam sizinle uğraşamam yazıyorum. Mutlu olun” dedim ve kolları sıvayıp Word dosyama parmak bastım :D



RKBT: İlk hikayeniz bildiğim kadarıyla “Rehine” ve yanlış hatırlamıyorsam bununla ilgili bir hikayeniz var. (Sanırım babaannenizden kalan bir kolyeniz vardı ve buradan yola çıkmıştınız. Umarım doğru hatırlıyorumdur) Bu konuda size ilham veren şeyi öğrenmek isteriz.

SA: İlk hikayem Rehine değil. İlk kitabım Rehine. Rehine’den önce dört tane hikaye yazdım. İlk hikayemAşkbazı dışında hep yabancı karakterler yazardım. Bir gün “tamamen Türk hikayesi yazacağım” dedim. Tam o sırada eve gelen misafirlerle birlikte oturuyordum. Çayımı elime almış, yüzüme oturttuğu sahte gülümsememle misafirlere bakarken aklıma yeni kurgular doluştu. Dinlediklerim ile kurguladıklarım arasında zerre benzerlik yok. Fakat nedense teyzeleri dinledikçe ve – itiraf ediyorum – sıkıldıkça kendimi farklı diyarlarda buldum. Ortaya Rehine çıktı. Kolye, babaannemin bir ay sonra vefat ederek antika eşyalarının arasında bulup, hikayenin sonunda ve kitap olma fikrinde baş ucumda duran bir objeydi. Ona bakarak kitap çıkartacağıma karar verdim.



RKBT: Ve ilk hikayenizin kitaplaşma sürecine gelirsek. Verilmesi güç bir karar sanki, bize bu süreçten bahseder misiniz?

SA: Rehine, iki buçuk sene önce bir an da patlayan bir hikayem oldu. Okuyucularım arttı. Dönüm noktası yaşadım ve aldığım güzel yorumlar beni “Ne bekliyorsun, denemekten ne kaybedersin?” sorularına yöneltti. Her zaman arkamda duran okuyucularımın destekleriyle beraber kitabı çıkartmayı düşündüm ve başardım. Onlar iyi ki varlar.



RKBT: İlk kitabınızı elinize aldığınızda neler hissettiniz ve ilk imzanız kime gitti? (Rehine bende de imzalı mevcut ki, mutluyum bu konuda :) )

SA: Oh! Öyle mi ? Bu harika :) İlk imzam, bir okuyucuma gitti. Kimdi o ?!

Kitabımı elime ilk aldığımda ağladım ^^ Gözlerimden şıp şıp damlalar düştü. Sonra bağrıma bastım. Gerisini hatırlamıyorum… ^^ Ben Rehine’yi yarısında sayfadan çekip devamını gece gündüz demeden yazdım. Bu yazma sürecim çok sıkıntılıydı. Neredeyse hayatımdaki ilk başarı öykümü oluşturacak bir logoydu. Ben onun parçaları için kendimden ödün verdim. Ailemden koptum. Aynı evde olsak bile yemekler haricinde görüşemiyorduk. Kısa bir zaman içerisinde bitirdim. Bittikten sonra birkaç ay ara verdim, yavaş yavaş düzenledim ve Haziran ayında yayınevine teslim ettim.



RKBT: Hikayelerinizi takip eden biri olarak farklı türlerde yazdığınızı biliyorum. Fantastik, historical ve günümüz aşk… Bunlar içerisinde sizi en çok zorlayan hangisi oldu?

SA:
Aslında hiçbiri zorlamadı. Çünkü ben hikayelerimi yazarken gayet rahat hissediyorum. Deneme gibi düşünün. Kimseye hesap vermeden gelişi güzel, içinizden geçenleri yazıyorsunuz. Yazmaktan hoşlandığım tür şüphesiz fantastik. Çünkü onda tamamen gerçekten kopabiliyorsunuz ve tüm enerji parmaklarınızın ucunda oluyor. Günümüz yazarken biraz daha belli kalıplarda durmanız gerekir.



RKBT: Arkası yarın tarzında hikayeler yazmak zor olsa gerek. Belirli düzende yazmak ve paylaşmak zorunluluğu sizi nasıl etkiliyor? Tabii bir de aldığınız yorumlar var ki olumlu olduğu kadar olumsuz yorumlar da gelebiliyor. Bu durumda neler hissediyorsunuz ve şimdiye kadar gelen en ilginç yorum hangisi oldu sizin için?

SA: Bu konuyu okuyucularıma sormak lazım :D “Burada kesilir mi?” diyerek gerek sayfamdan gerekse özel mesajla profilimden dönerler. Halbuki yazarken ben çok eğleniyorum ^^ Eğer bir bölümde ortası ve sonrası durağan geçiyorsa “işte burayı hareketlendirmek lazım” diyerek adrenalini yükseltiyorum. Sonra baktığımda bölüm sınırına ulaşmış oluyor. Hem okuyucu için hem de yazar için bu gibi durumlar gerekli. Ben aynı zamanda okuyucuyum ve durgun bölümleri hiç sevmem, öyle bitiyorsa arkasını beklemek için can atmam.

Eleştiriye her zaman açığım. Yazarı besler ve olgunlaştırır. Ama hakaret ile eleştiri çizgisini iyi çizmek gerekiyor. Aşağılayan bir yoruma tahammülüm yoktur.

”Sen benim idolümsün” :) Bu sözden çok etkilenmiştim. Hala o kişiler bana mesaj atar ve onlar için başarılı bir insan olarak örneğimdir.



RKBT: Rehine ve Aşka Rehin kitaplarına dönecek olursak eğer karakterlerinizi oluştururken en çok neye dikkat ettiniz ve sizi yazarken en fazla zorlayan hangisi oldu? Ki burada Yağmur için ayrı bir parantez açmalıyım, o nasıl bir tatlılıktır yahu! Bayıldım onu okurken resmen.

SA: İsim konusunda, belli isimler çevremdeki kişilere ait ama karakterleri tamamen kopuktur. Onları ben yazdım ama oluşturmadım. “Ha şu mavi gözlü, kaslı olsun. Bu da eğlenceli yakışıklı,” demedim. Baran ve Esma oluştu. ‘Rehine’ diye bir kurgu kuruldu ve arkasından annesi, babası, Betül, Tolga ve Burak geldi. Yağmur ise çok sevdiğim Tuğçe Ablamın biricik kızıdır. Bazı küçük diyaloglar ona ait ama geneli kurgudur. Ve itiraf ediyorum, en çok Yağmur’u yazarken mutlu oldum. Keşke Burak onu sevsevdi. Ah yaş farkı… ^^



RKBT: Ve serinin son kitabı… Bunun hikayesini okuyamadım ve konu hakkında hiçbir bilgim yok. Bu durumda sizden küçük tüyolar duyabilir miyiz acaba merak ediyorum. Kitabın hangi aşamasında olduğunuzu, çıkış tarihinin belli olup olmadığını da sorsam bir de?

SA: Okumamanız normal çünkü yayınlanmış bir hikaye değil. Rehine ve Aşka Rehin kitaplarından tanıdığımız Ömer karakteri ile Aşka Rehin kitabında gördüğümüz yeni karakter Hayat’ın hikayesi olacak. 1.kitapta olan bir olayın perde arkasını göreceğiz. ( Rehine’yi okumayanlar olabilir diye tüyoları az tutuyoruz ^^ ) Ve yeni bir olay.. Aşka Rehin çok merak edilen bir yerde kesildi. Bunun sonucunu göreceğiz. Yazımı bir süre beklemede ^^



RKBT: Yeni projelerinizden de bahsetmek isterim. Yazmayı planladığınız yeni kitaplarınız ve hikayelerinizle ilgili bizi neler bekliyor?

SA: Hikayem olarak Mavi Göz adında bir hikayeye başlayacağım, eğer zaman konusundaki ayarlamayı yapabilirsem. Karakterler Benimle Dans Et hikayesindeki Buse ve Ali karakterinin zoraki evliliğini konu ediniyor. “Evlendiler, ya sonra?”

Kitap olarak çok farklı bir kurgu sizlerle buluşacak. Şu an onun için hazırlıklar tamam ve yazımında yarısına varmak üzereyim. Birkaç aya okuyabilirsiniz :)



RKBT: Yazmanın sizin için önemli olduğunu biliyoruz, peki okumak hayatınızın neresinde duruyor? Takip ettiğiniz yazarlar kimler?

SA: Yazmak önemli ama benim için çok farklı bir yerde. Siz çocuk sahibi olduğunuz zaman onu bırakmak isteseniz bile vicdanınız ve duygularınız buna asla müsaade etmez. Ben çok kere bıraktım ama o benden asla kopamadı. Uzaklık bitince yine hayatım oldu, baş köşeme oturdu. Yazmak ilk sıraya yerleşince, okumak iki de kaldı. Kitap veya hikaye fark etmez, yazmadan önce mutlaka bir kitap okurum. Çünkü sizi –yazmak ve hayal etmek anlamında- besler. Son birkaç aydır düzenli kitap okuyamıyorum. Rutin bir hayatınız yoksa, hayat çok zor ^^

Takip ettiğim yazarlar genelde yok. “Kitabı çıksın da ilk günden alayım” diye beklemiyorum. İlgimi çekiyorsa ancak o şekilde çıkış tarihiyle ilgileniyorum. Ya da kitap alacağım zaman karşıma çıkıyorsa alıp okuyorum.



RKBT: Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

SA: İlk olarak şunu söylemek istiyorum. Ben Wattpad yazarı değilim! Şu aralar ünlü olan akıma kapılıp kitap çıkartmayı amaçlayan ve arkasındaki büyük destekle, kendisini bir yerlere getirmeye çalışan kişilerin arasında değilim. Şimdiki yazarları popülarite yarışına sokup zirveye çıkartıyorlar. Sadece kendi kitaplarım için demiyorum, okunması gereken değerli eserleri elinin tersiyle itip hiçbir amacı olmayan kitapları başa çıkartmamalarını istiyorum. Herkes yazar olabilir, bunu destekliyorum. Hayallerinizi gerçekleştirin ama lütfen sırf yazarı şişirmek amacıyla sahte yorumlarda bulunmayın. Gereken neyse onu gösterin. Bu hem yazar için hem de okuyacakların gelecekleri için çok yararlı olacaktır.

Ehem… Sanırım uzun bir yazı oldu :) Ve sevgili Şefika bana bu fırsatı tanıdığın için çok teşekkür ederim. ^^




Aşka Rehin


Sayfa Sayısı: 608
Optimum Kitap
2014
25 tl


Kitap Tanıtımı

"Aşk perdenin arkasına saklanmış güçlü bir ışıktır. Perdeyi çekince gözlerin kamaşır." 
Bir yanda platonik bir âşık, diğer yanda aşkı arayan bir kız! Betül asla aşık olamayacağını düşünüyordu. Beklenmedik bir zamanda Tolga ile yakınlaşmaları, kalbinin ona oynadığı en büyük oyundu. Hayatının oyununu düğün günü bozarak gözlerindeki perdeyi kaldırır.


Burak, dört senedir içinde büyüttüğü aşkını usulca yüreğinde yaşamış, hiç kimsenin bilmesine izin vermemiştir. Sevdiği kişinin, hayatını değiştiren patronunun biricik kız kardeşi olması, birçok açıdan sorundur. 


-Yıllardır ağabeylik yaptığı kıza böyle güzel duygular besleyebilir mi? 
-Ona dokunmadan bu kadar güçlü karşılıksız sevebilir mi? 
-Aşk, platonik olmaktan çıkıp sevdiğini haykırabilecek midir?

Yarışma Kitabı Tanıtımı, Erkek Severse

Yarışma Kitabı Tanıtımı, Erkek Severse


Merhaba! Kitap Arası Kahve Molası 500. üyesini kutluyor etkinliğimizde bugün Erkek Severse kitabı tanıtımı ve yazarıyla yaptığımız keyifli söyleşimiz var. Keyifli okumalar dilerim :))


KAKM: Öncelikle merhaba. Söyleşimize klasik bir soruyla başlayalım Nalan Güven kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz bize?

NG: Merhabalar. 1966 İstanbul doğumluyum. Erenköy Kız Lisesi ve ardından Yıldız Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldum. 20 yıl boyunca özel bir şirkette mühendislik ve yöneticilik yaptım. Mesleğimin yanı sıra edebiyat, musiki ve resim sanatları ile hep iç içe oldum. Ortaokuldan beri hikâye, deneme ve şiirler yazıyorum. Bu yönde kendimi daha çok geliştirmek için uzun yıllar yazı atölyelerine katıldım. Çeşitli sanat ve edebiyat dergilerinde yazılarım, şiirlerim çıktı. Halen Anadolu Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü'ne devam ediyorum. Evliyim ve bir oğlum var.

KAKM: Yanlış biliyorsam düzeltin lütfen, toplamda dört kitabınız var. Bunları yazma sürecinden bahsetmek isterim. Yazmaya nasıl başladınız ve kitaplaşma süreci nasıl gerçekleşti?

NG: Üçü roman, biri şiir olmak üzere toplamda dört adet yayınlanmış kitabım var. İlk kitabım Ayten yaklaşık 2,5 yılda yazıldı. Yazı atölyesindeki hocamın teşviki ile Ayten'i yazmaya başladım. Tamamlandıktan sonra ise en meşakkatli süreç, bir yayınevine dosyamın kabulünü sağlamak oldu. Eğer yeni bir yazar adayı iseniz ve de ilk eseriniz ile başvuruda bulunuyorsanız maalesef birçok yayınevi sizi çeşitli mazeretler göstererek geri çeviriyor. Eğer eserinize güveniyorsanız, yılmadan tabiri caizse; kapı kapı gezmeniz gerekiyor. Benim için de bu böyle oldu ve tam 4 yıl boyunca birçok yayınevine başvurdum. Tam umutsuzluğa kapıldığım anda P Kitap'tan kabul cevabını aldım. P Kitap yazarlığa açılan kapımdır ve bu yüzden benim için çok değerlidir. Üç kitabım da ; Ayten/ Aşk Ölümdür / Sevdanın Adı Bulut aynı yayınevinden, P Kitap'tan çıktı. Son romanım Erkek Severse ise Destek Yayınları tarafından yayımlandı. Çok güzel bir kapak ve çalışma oldu. İlk ay içerisinde ikinci baskısını yaptı ve şuanda gayet iyi gidiyor.

KAKM:  Size ilham veren şeyi ya da şeyleri öğrenmek isterim sonra.

NG: Yazılarım çoğunlukla duygusal ağırlıklı, sevgi/aşk üzerine. Çünkü benim için varoluş sebebimiz bu, yani aşk. Eğer içimizdeki duyguları daimi sıcak tutabiliyor ve yaşatabiliyorsak hayat daha güzel ve anlamlı. Sevgiyi yaşamımızın her alanında hissetmek yaşamdan zevk almak demek, hoşgörü demek, mutluluk demek. Bundan daha güzel bir ilham olabilir mi hayatta?

KAKM:  Kitabınız çıktığında ilk elinize aldığınızda ne hissettiniz ve ilk imzanız kime gitti?

NG: Şimdiye kadar her kitabım için aynı heyecanı yaşadığımı söyleyebilirim. Yeni bir evladımı kucağıma almak gibi. İçini açıp sayfalarını koklamak, size dair sözcüklerin artık binlerce kişi tarafından okunacağını bilmek, müthiş bir duygu. İlk imzalarım hep oğluma oldu. Hatta her yeni baskı için bu değişmedi.

KAKM:  Yazmanın sizin için önemli olduğunu biliyoruz peki okumak hayatınızın neresinde duruyor? Nalan Güven iyi bir okur mudur, kimleri takip eder?

NG: Yazmak ve okumak beraber yol alır benim için. İkisini birbirinden ayırt edemem. İyi bir okur olduğumu fakat hala çok okumam gereken eser olduğunu da söyleyebilirim. Aynı anda 3 ila 5 kitap arasında okuduğum olur. Şimdiye kadar okuduğum bütün kitapları sakladım. Oğluma bırakacağım en değerli mirasım kütüphanem. Dünya klasiklerinden Dostoyevski, İ. Gonçarov, A. Puşkin, L.N. Tolstoy'dan, Virginia Woolf, A.Gide, J. Saramago, A. Camus, Irvin D. Yalom' a doğru uzanan ve Türk Edebiyatı'ndan ise Necip Fazıl, Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Sabahattin Ali, Yusuf Atılgan, Sait Faik Abasıyanık, Özdemir Asaf, Orhan Veli, Cemil Meriç, İsmet Özel ve daha pek çok isim sayabilirim size.

KAKM:  Son kitabınız “Erkek Severse”, ilgi çekici bir ismi var ve de kapağı. Okurlarınız bu kitabınızı neden okumalılar, onları ne bekliyor?

NG: Hayat hepimiz için kayıplarla, yaşanmış ve bir o kadar da yaşanmamışlar ve pişmanlıklarla dolu. Defalarca yıkımlara uğruyor ve ayağa kalkmasını başarıyoruz. Çünkü biliyoruz; aslında hepimiz birer Anka Kuşu'yuz... İnançlarımız var, irademiz var ve içimizde her güçlüğe karşı savaşabilecek gücümüz...
 Erkek Severse romantik macera türünde ve aslında bir devam kitabı. Bundan önceki Aşk Ölümdür kitabımın devamı. Ancak yazarken bunu bir devam hikâyesi gibi yazmamaya ve kendine özgü kurgusunu sağlam yapmaya özen gösterdim. Bir erkeğin yaşadığı kuvvetli bir aşkı, hayatında bir çok kayıpları olmasına karşı yine de hayattan ve de aşkından vazgeçmeyişini anlatıyor.

Erkek Severse için okurlarıma kısa bir özet olarak ise şunları söyleyebilirim:

Bulut, kaybettiği aşkının pişmanlığı içinde geçmiş yılların sorgulamasına girer. Bu kaybedişe sebep olanları cezalandırmak ve kendi içinde aşkını temize çıkartmaktır niyeti. Ancak herkesin mutlaka anlatamadığı bir hikayesi vardır. Gizlediği gerçekleri, yalana sakladığı bilinmezleri... Bulut'un da bilmediği gerçekler bir bir karşısına çıkar. İntikam hırsı arttıkça daha çok çıkmaza düşer. Sevdiği kadına kavuşmanın imkansızlığı aynı zamanda aşkının da gücünü arttırmaktadır. Çünkü aşk kaybetmektir ve aslında her kaybediş yeni bir doğuştur. Ve hepimiz Anka Kuşu misali hayatın içinde belki de defalarca ölüp ölüp sonra kendi küllerimizden yeniden doğmayı başarabilmişizdir...

KAKM:  Yeni projelerinizden bahsetmek gerekirse, bizi neler bekliyor bu konuda?

NG: Şuan üzerinde çalıştığım yeni bir şiir kitabım var. Ve pek tabii ki yine uzun soluklu bir roman çalışmam olacak. Kitap tanıtımlarım, kendi sitemde ve bloğumda paylaştığım günlük yazılarım ve çeşitli imza ve söyleşi etkinliklerim ise devam edecek.

KAKM:  Sosyal medya ile aranız desem? Okurlarınız size ulaşmak isterlerse bunu hangi kanallarla gerçekleştirebilirler?

NG: Aktif olarak sosyal medyayı kullanıyorum. http://www.nalanguven.com.tr/ olan şahsi sitemden http://nalanguven.blogspot.com.tr/ olan bloğumdan ve facebook, twitter, instagram üzerinden bana ulaşabilir ve de takip edebilirler.

KAKM: Öncelikle ilginiz ve söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Son olarak da okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

NG: Ben teşekkür ederim bu güzel sorularınız ve söyleşiniz için. Erkek Severse kitabım Hz. Mevlânâ'nın sözü ile başlamaktadır. İzninizle onu paylaşmak isterim. Zira bundan daha güzel bir mesaj düşünemiyorum;

Her ne istiyorsan kendinde ara…

Senin içinde bir can var, o canı ara…

Senin dağının içinde hazine var, o hazineyi ara…

Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; onu senden dışarıda değil, kendi nefsinde ara…



Erkek Severse


Sayfa Sayısı: 114
Destek Yayınları
2014
12 tl

Kitap Tanıtımı

"Bilemiyordum senin günler geceler boyu yokluğumla savaştığını, aşktan ölüp ölüp küllerinden dirildiğini."

"Dağınık bir yatağın şehvet sigarasıdır dokunamadığım tenin şimdi… Bedeninin değdiği yerlere el sürmeye kıyamazken, sen aramıza giren ölümden daha beter bir yalnızlık içine terk ettin beni. Geride bıraktığın mektuplarla dağlıyorum yaralarımı. "Şimdi vur başını!" der gibi, ikinci mevki localarda seyre daldığım gençliğim sırıtıyor duvarlardan. Kokun sinmiş olmalı ve soluduğun nefes, perdelere. Belki de hâlâ başucumdaki lambanın düğmesinde parmak izin var. Bakışlarının değdiği aynada kendime bakıyorum. Tanınmaz halimi tanıyabilecek kadar geçmemişim kendimden..."

"Önceden yarımları severdim. Yarını bekleyen hikâyeler umut verirdi. Beklemek ve hayaller kurmak geleceğe dairdi. Tıpkı yarına ertelenmiş aşk gibi… Aslında yarım bir aşk acı verir ve bu acıdan zevk almasını bilen için iyi bir şeydir. Oysa ben artık acıya doydum. Şimdi anlıyorum ki yarımlar yürek ağrısı..."


Alıntılar

"İnsanoğlunun bir diğerine yapacağı en büyük kötülük bu olmalı; giderken geride koca bir hiç bırakmak..."

"Annesinin elini bırakıp kaçan çocuğun pişmanlığında şimdi yalnızlığım..."

"Sana geceden bakıp özlerken, iliklerimize işlemiş ayrılık..."

"Bilemiyordum aşktan ölüp ölüp küllerinden dirildiğini..."

"Bin kere yakarsın, ben bir kere kıyamam sana..."

"Bir kadın tarafından ölesiye sevilmek bir erkek için ne demektir bilir misiniz? Ben bilememişim. Pek çok şeyi bildiğimi sanırken avuçlarımdan kayıp gitmiş yaşam."



Nalan Hanım'a bu güzel söyleşi için bir kez daha teşekkür ediyorum. Yazarlık kariyerinde başarılar dilerken çekilişimizin devam ettiğini hatırlatmak istiyorum!!!

Yarışma Kitabı Tanıtımı, Bana Sevmeyi Anlat

Yarışma Kitabı Tanıtımı, Bana Sevmeyi Anlat


Herkese merhaba :) Kitap Arası Kahve Molası 500. üyesini kutluyor etkinliği kapsamında sırada kitap tanıtımlarımız ve yazar söyleşilerimiz var. İlk sıradaki isim, Müjde Aklanoğlu...



KAKM: Her söyleşinin klasiği olan soruyla başlayalım isterseniz. Müjde Aklanoğlu kimdir, neler yapar, neler sever? 

MA: Merhaba… Adım bilindiği üzerine Müjde; 1986 İstanbul doğumlu olup, doğma büyüme Eyüp’lüyüm… Belki gidenler vardır -ki bir kitabımda bu yerleri konu bile ettim- çocukluğum Pierroloti yanındaki Bahariye yokuşunda geçti… İTU Moda tasarım mezunuyum ve bir şirkette Stilist olarak çalışmaktayım… 

KAKM: Yazmaya nasıl başladınız ve kurduğunuz ilk cümleleri hatırlıyor musunuz, hangi kitaba ya da hikayeye aitti? 

MA: Yazmaya… Püffff…tamamen tesadüf üzeri bir inatla, sadece bir iddiayla başladım… :D Evet, yazdığım ilk kitap da bir bilimkurgu historical, “Geçmiş ve Gelecekte” kurduğum ilk sözler ise, “Geçmişi olmayanın, geleceği olmaz” idi… 

KAKM: Sosyal paylaşım platformlardan basılı kitap sürecine geçiş nasıl işledi peki? Yazdıklarınızı paylaşmaya nasıl karar verdiniz? 

MA: Dediğim gibi ben de yaparım gibi boyumdan büyük laflar ederek, online yayın hayatına başladım ve zaman ilerleyip kurgular oturunca ve kitaplarım belli bir kitleye hitap edince, “Bu kitap olmalı” yorumlarına” Neden olmasın?” düşüncesiyle yaklaştım ve kitabı birkaç yayın evine yolladım!!!O zamanlar yayınevleri bir kitabı, en az 6 ayda incelediğini söyleyince ve inceleme için dahi editör parası isteyince, tez canlı olan ben kocişimi ikna ederek, ilk yol arkadaşımı kendim bastırdım… 

KAKM: Tabiri caizse arkası yarın tarzında hikaye yazmak zor olmalı, bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

MA: Hemde nasıl zor… Mesela Kör Talih yazıldı -basıldı ve ondan sonra Yemin için kolları sıvayan ben, şu anda Kör Talih 2 olan Baksana Talih’e için bocalama devresindeyim… Ya tamamlayacaksın hiç bırakmadan, ya da bıraksan bile araya farklı bir kitap sıkıştırmayacaksın… Hep tek olarak ilerlerse komedi havan ve dram havan birbirine karışmaz diye düşünen ben…şu ana kadar bunu yapmayan kişi oluyorum… J Kafama estiği gibi yazmaya bayılıyor, o gün ruh halim nasılsa öyle devam ediyorum… Yani, siz bana bakmayın kafanıza göre takılın diyorum… 

KAKM: Uzun uzun kitaplarınız var, bunların ilham kaynağı neler desem? 

MA: Şarkılar desem… Kitap yazmadan önce mutlaka şarkı dinlerim… Sonra hayal kurar, önce zihnimde yazarım senaryoyu, sonra kalemle-kağıtla buluştururum… 

KAKM: İlk kitabınızı elinize aldığınızda neler hissettiniz ve ilk imzanız kime gitti? 

MA: Gözlerim doldu ve sanki elimde evrenin sırrını tutuyormuşum gibi heyecandan nefesim kesildi… İlk imzamı kuzenim Tülin’e attım... Yanlış anlamayın sadece kitabına tırnaklarımı yüzüne falan geçirmedim, yani heyecanla yerimde, cırlarken belki biraz çizmiş olabilirim… Off tamam! Birazdan fazla çizdiğim için kız bir süre yüzünde kedi tırmığına benzer bir şeyle gezdi… Napayım çok heyecanlanmıştım… 

KAKM: Kitaplarınızın satış rakamlarına gelirsek -ki ben epeyce baskı yaptıklarını biliyorum- bu size nasıl hissettiriyor? 

MA: Huzur, başarmanın mutluluğu, sevilmenin şaşkınlığı, beklenmenin telaşı… Aslında bir şey söylesem gülersiniz, kitapların satışlarından çok, alan kişinin kitap hakkındaki düşüncesiyle ilgileniyorum, merakla yorumlarını bekliyorum desem, sanırım kimse inanamaz ama ben satıştan çok alanın fikrini merak ediyorum hep… Yani herkes bilir ki, kitaptan kimse zengin olmuyor ve yazanların birçoğu bunu hobi olarak yapıyor.. . Sanırım hobileri olanlar bilir, kitap yazmak her ne kadar hobim olsa bile,değişilmezim ve vazgeçilmezim olduğunu, vaz geçmeye karar verdiğimde ve bunun en fazla 16 saat sürdüğünü gördüğümde keşfettim… 

KAKM: Yazmanın sizin için önemli olduğunu biliyorum peki ya okumak hayatınızın neresinde duruyor? Severek takip ettiğiniz yazarlar kimler? 

MA: Evet deminde dediğim gibi, yazmak benim için her ne kadar tutku olsa da vazgeçilmezim… Elbette ki var …mesela herkes bilir ki, ben tam bir Julie Garwood hayranıyım… gerçi son zamanlarda pek anlaşamıyoruz yazdığı kitaplarla ama olsun onun kalemi bende çok başka yerdedir… Sonra Reşat Nuri Güntekin ve Jane Austen Aşk ve Önyargı yani bizim terimimizle Aşk ve Gurur… Artık kaç kere okuduğumu unuttum ve tüm kelimelerini ezberledim bu yazarların kitaplarının… 

KAKM: Yeni projelerinizden bahsedecek olursak Müjde Aklanoğlu ismi karşımıza neyle çıkacak? 

MA: Elbette ki büyük bir sürpriz aşamasındayız yayıncılarımla!!!! Ama aynı anda yeni kitaplarla da sizi karşılamaya devam edeceğiz… “Sürpriz çok yakında açıklanacak zaten…” ;) 

KAKM: Sosyal medyayı oldukça yoğun kullanan biri olduğunuzu biliyorum ve iletişim adreslerinizi sorayım. Okurlarınız size hangi platformlardan ulaşabilirler? 

MA: Müjde AklanoğluFace sayfasından, WATTPaD -mujdeaklanoglu, Twetter -mujdeaklanoglu, Instagram-mujdeaklanoglu ve Tumbrl –Merkan, KüflüCom Müjde Aklanoğlu VS. için Müjde Aklanoğlu yazmak yeterli… Sanırım bir nick bulmam gerek… Şuna bak düzene isim koması olmuş… 

KAKM:  Söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Son olarak okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? 

MA: Bende çok teşekkür ederim canım… Biz bu yola çıktığımızda,3 kişiydik sonra 5 derken 100 ve sonra binler olduk… Şu anda kocaman bir ailem ve biliyorum ki beni seven birçok dostum var… İyi ki onlarla tanışmama vesile olan o tartışmaya girmişim ve ben de yazarım diye büyük konuşarak, bu yola adım atmışım… İyi ki varlar ve iyi ki varsınız sizi çok seviyorum ve şekerden tatlı muhabir hanım :D Sizi de çok seviyorum bu güzel söyleşiniz için tekrar teşekkürler bizi bir araya getirdiniz…


Yarışma kitabımız "Bana Sevmeyi Anlat"


Sayfa Sayısı: 736
Parola Yayınları
2014
28 tl


Kitap Tanıtımı

"Rüzgâr Esme'yi öğrenecek"
Karanlıktan çıkıp aydınlığa kavuşmanın, cehennemin buz tutup
Cennetin var oluşuna tanık olun…
Sevgisiz bir adamın merhametsiz yüreğine, ilmek ilmek aşkın dokunmasını keşfedin! Tutkunun nefretle savaşını, intikamın aşka yenilişini okuyun…
Rüzgar'ın tatlı bir sevdayı kuşanıp, mutlu bir meltemle Esme'sine eşlik edin. Onların aşk şarkısını birlikte söyleyin…
O hiç istemese de karanlığın içinde doğdu. Babasının, kara 
Vicdanının ve geçmişinin pis izlerini silmeye çalışarak yaşamayı seçti. Başardı da… Ta ki, kader onun elinden en değer verdiği varlığı alıp, içinde yeşerttiği son insaf kırıntısını da yok edene kadar…
İşlemediği bir suçun müebbet yiyen sanığı olarak, vicdansız bir kalpte hapsedilmesine karar verildi! Acılarla sınanıp, vicdanla temizlenip, aşkla yüceltilmesine…
Esme karşısında gördüğü kopkoyu zindan gibi karagözlerin içinde kendini kaybederken, vicdanı tipsiz bir kuyuya dönüşmüş
Rüzgar'ın ışığı olabilecek mi?
Peki, ya Rüzgâr! Sevmeyi, sevilmeyi; en önemlisi de Esme'yi öğrenebilecek mi?
Tutkulu bir aşkın hüküm sürdüğü bu roman ellerinizi yakacak, yüreklerinizi fethedecek...



Yazarımızın Diğer Kitapları

Kör Talih


Sayfa Sayısı: 720
Parola Yayınları
2014
28 tl


Kitap Tanıtımı

Büyük holdinglerin karizmatik başkanı, sınırsız servetin despot sahibi: Arda Mertoğlu! Topluma mal olmuş eşsiz bir Ceo, kadınların yüreğine taht kurmuş pervasız bir kral, çalışanlarının iyilik timsali sert görünümlü müsamahasız patronu...

Ama işler hiç ummadığı anda tersine döndü! Ufacık bir kız; es kaza hayatına sürpriz bir giriş yaptı, yaşamının tüm merkezine bir kraliçe idamesinde izinsizce oturarak, yüreğindeki yasak toprakları savaşmadan teslim aldı. Ve tüm dengeler altüst olurken, terazinin kantarı kaçtı. Evet, Arda patavatsız oldu, Hazal düşünceli… 

Arda milyarla banyo yapıyordu; Hazal babası para vermezse meteliğe kurşun değil, kurusıkı bile atamıyordu. Asiydi ama gurursuz değil… Tamam, mahalle arası, edep yuvası, her çetrefilli işin olduğu arka mahalle bir ortamda büyümüş, ünlüleri televizyonda görüp, beyaz atlı prensle ilgili hayaller bile kurmamıştı. Keza asosyal hayatında, masalların gerçekleşmeyeceğini bilen ender genç kızlardandı.

Okulunun birincisi, babasının şamar oğlanı, abisinin bezelye beyinlisi, annesinin biricik kuzusu, ailenin dil yumağı, asi bebeciği…

Çirkin ördek yavrusu: Hazal…
O, daracık kaderin çemberinden inadına geçmek isteyince, isteklerinin arasında sıkışıp kalarak, Kör bir Talih'e denk geldi!




Bir Şans Daha


Sayfa Sayısı: 720
Parola Yayınları
2014
28 tl


Kitap Tanıtımı

Hayatta her zaman herkesin ikinci bir şansı olmalı derler! Ya hatayı yapanı affetmek istemezsen! Onun hatası senin sonunun başlangıcı olursa, dönüşü olmayan yollara, çıkışı olmayan sokaklara dönerse?..

Çok sevsen ve aldatılsan, sevmekten vazgeçer misin? Ya da, her şeyi bırakıp onu affeder misin? Peki, ya kader?..

Sen istemesen de, onu tekrar hayatına soksa ve seni imkânsız sınavlarla sınasa!.. Sen ne yaparsın? İkinci bir şans verir misin? Yoksa yok sayar, geçer misin? O, hayatının kararını vermek zorunda. Kendisi için değil, kendinden olan için. Peki, ya kalbi? Kalbi bunu affedebilir mi? Sevgi her şeye yeter mi? Çok sevdi ve aldatıldı. Hem de en mutlu olduğu anda…

Sizce İkinci Bir Şansı, herkes hak eder mi?



Yemin Bozdum Yolunda


Sayfa Sayısı: 704
Parola Yayınları
2014
28 tl


Kitap Tanıtımı

Her şey bir yanlış anlaşılmayla başladı! Derin yeşil gözleri, beyaz, tazecik tenine düşen gece karası saçları ve dolgun kırmızı dudaklarıyla yakıcı bir güzellik: Peri! Hayal dünyalarında yaşayan, peri kızlarından değil o! Onun hayatı, masal dünyalarındaki gibi hiç olmadı. Zaten masalların, ucuz aşk romanlarına inanmayı bırakalı çok olmuştu. Ta ki; gece yarısı uyku sersemi yaptığı bir hataya kadar!

Sınırsız serveti, baştan çıkarıcı cazibesi ve pervasız yakışıklılığıyla Eymen'in baştan çıkarıp elde edemeyeceği bir kadın yoktu. Öyle sanıyordu! Oysa Eymen, evliliğin erkekleri itaatkâr bir köleye çevirdiğini ve aşk acısının azap verici bir yıkımla, ehlileştirici etkisini düşünerek evlenmeyi kesinlikle istemiyordu. Geçmişte yaşadığı acı tecrübesi yüzünden, kapılar aşka kapanmış, yüreği sırlarla örtünmüştü… Artık aşka yeminliydi! Bir gece zorda kalıp bir otele uğradı ve uyandığında hayatının en büyük yanlış anlaşılmasıyla karşılaştı. Böylece peri masalı başladı!

Tüm kadınlar kendisininken, o; sadece asi ve şartları olan bu kızı arzuluyor -Karısını!- ona sahip olabilmek için her yolu deniyordu. Peri isyan ettikçe cezbediyor, çekim alanından çıkmıyordu. Bu iki inatçı âşıktan acaba hangisi galip gelecek? Önce hangisi pes edecek? Eymen dokunursa yanacak, bir ömür evli kalacak! Peri ise verdiği yemini bozmayıp arkasında kalmaya çalışacak…İki Yemin, bir aşk… Acaba hangisi kazanacak?..





Müjde Hanım'a bu güzel sohbet için bir kez daha teşekkür eder, yazarlık kariyerinde başarılar dilerim. Çekilişimiz hala devam ediyor, katılmayı unutmayın!!!

Kitap Arası Kahve Molası 500. Üyesini Kutluyor!!!

Kitap Arası Kahve Molası 500. Üyesini Kutluyor!!!



Herkese merhaba! Başlıktan da göreceğiniz gibi Kitap Arası Kahve Molası 500 üyeye ulaştı, hatta geçti bile :D Bir yılı aşkın süredir beni takip eden, yorumlarıyla destek olan herkese çok teşekkür ederim. Madem 500 üyeyi aştık, bunu bir yarışmayla kutlayalım istedim. Bu kapsamda bana destek olan Optimum Kitap, Nemesis Kitap, Hyperion Kitap, Destek Yayınları, Parola Yayınları, Olimpos Yayınları, Elf Yayınları ve Kahve Yayınları'na çok teşekkür ederim.



Yarışmamızda hediye edeceğimiz kitaplarımız ise şöyle;


1-Aşka Rehin -Sümeyye Akarçay

2-Hayatta Kalanlar- Sean Slater

3-İstanbul’un Şanslı Fahişesi- Paul Wellman

4-Atatürk’ü Ben Öldürdüm- İsmet Orhan

5-Son Nokta Sen- Erik Bertrand Larssen

6-Bana Sevmeyi Anlat- Müjde Aklanoğlu

7-Erkek Severse- Nalan Güven

8-Aşk ile Yanmış Kalemler- Kolektif


Kitapları ve yazarları tanımak için takip etmeye devam derim, kitap tanıtımları ve söyleşiler gelecek ve unutmayın çekiliş süremiz tam bir hafta!


Çekilişe katılmak için buyurun :))


a Rafflecopter giveaway
BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI