2 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Yıldız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Piruze ve Oğulları- Sinan Akyüz

Piruze ve Oğulları



Sayfa Sayısı: 416
Alfa Yayıncılık
2014
19 tl


Kitap Tanıtımı

Bu hayatta her şeyin bir bedeli vardı. Büyük sevdaların bedeli büyük acılardı, büyük hırsların bedeli büyük kayıplardı, büyük umutların bedeli yalnızlık dolu uzun yıllardı. Ama her şeyden önemlisi masumiyetin de bedeli ağırdı, zalimliğin de...

Derlermiş ki, bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır birbirine. Çağlar içinde yankı bulan, eski bir çareyle zincirlidir ötekine.

Bazı hikâyeler sadece onu anlatabilecek olanların başından geçer. Fakat pek azımız bunu yaşarken bilebilir. Yaşadığı acı gerçeklerden kurtulmak için Şamlı bir kocanın elinden Türkiyeye kaçan Piruze için bir anda karanlığın en koyu noktasında bir ışık yükselmeye başlar, Amer!.. Oğlu Ameri görmek, sarılmak, kokusunu içine çekmek... Sonra İmad... Daha sonra da Rami... Onca hasretle geçen hüzünlü yılların ardından Piruze için belki de hiç uyanmak istemeyeceği tatlı bir rüya başlıyordu...

İncir Kuşları, Piruze/Şamda Bir Türk Gelin, Şahika&Feraye gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz'ün kaleminden Piruze'nin, oğullarına kavuşma hikâyesini soluk soluğa okuyacaksınız...



Kitap Yorumu

  İlk kitap benim için tam anlamıyla sinir harbi şeklindeydi. Eğer almamış olsaydım bu kitabı kesinlikle ama kesinlikle okumazdım. Hazır elimde varken hemen okuyayım dedim.

Piruze üç oğlu ile birlikte kaçmaya çalışırken arkadaşının ihbarıyla çocuklarını bırakıp kaçmak zorunda kalır. Suriye yasalarına göre eşinin izni olmadan çıkamayacağı için ufak tefek rüşvetlerle kendini Türkiye’de bulur. O andan itibaren yaşadıklarını tesadüfen karşılaştığı, İngiltere’de aynı sınıfta okuduğu arkadaşı Kim’e anlatır. Burada küçük bir parantez açmak istiyorum, Kim’i buraya atan Ömer rüzgarını fazlaca merak ettim.

Eğer kadınsanız hayat zor. Hele ki dul bir kadınsanız bu zorluk iki katına çıkıyor. Tacizden tutun da yalnızlığınıza kadar uzanan geniş bir dert yelpazesi var. Piruze, oğullarının hasretiyle yanıp tutuşur. Birkaç kez görmeye gider ama birinde hapse atılır, bir diğerinde yine öldüresiye dövülür. O zaman anlar ki bu dünyada konuşan tek şey paradır. Tüm kederini bir kenara bırakır ve işine dört elle sarılır, ciddi bir para kazanır. Boşanmasına yardım eden avukat Enver’e de gönlünü kaptırıp, onunla evlenir. Bunda zorluk içinde bu derece sivrilebilmek ciddi bir azim işi. Buraya kadar ki kısmı kesinlikle takdir edilesiydi.

İşletmesine tesadüfen gelen genç bir kadın onu oğluna götürür. İlk oğlu olan Amer onu zaten affetmeye dünden razıdır. Sırasıyla Rami ve İmad da annelerini affeder. Benim için sorun burada başlıyor işte. Arada yirmi bir yıllık bir hasret varken her şeyin bu kadar kolay olması çok inandırıcı gelmedi. Dahası annelerinin anında pahalı hediyeler alması -ki bunlar araba, ev falan- ve çocukların bunları hemen kabul etmesi aralarındaki ilişkiyi bir anlamda metalaştırdı, bu durumdan oldukça rahatsız oldum.

Kitabın anlatımını yavan buldum. Daha önce okumuş olduğum “İncir Kuşları” kitabındaki tadı alamadım. Kitap fazla bir olay üzerine değil, duygu üzerineydi. Sonuçta evlat hasretiyle yanan bir kadın vardı ki onun acısını benim gözlerimi doldurmaya yetmedi. Ben ki ağlayan birini görünce kendimi tutamayan biriyim.

Uzun sözün kısası ne Piruze’yi ne de Piruze ve Oğulları’nı sevebildim. Benim için ikisi de vasatın altında kaldı. Aslında kitaba haksızlık etmek de istemiyorum, çünkü bu gerçek bir hikaye. Ama olay çok sinir bozucu ve anlatımı da fazla basit. Benim için tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu her iki kitap.

Puanım ise;

Başka Topraklarda Rüzgar Sert Eser- Honggyu Son

Başka Topraklarda Rüzgar Sert Eser- Honggyu Son

Kitap Tanıtımı


Sayfa Sayısı: 340
Martı Yayınları
15 tl

Kore Savaşı'nda mücadele edip, savaştan sonra orada kalan bilge bir Türkün dokunaklı hikâyesine
yer veren bu roman başucu kitabınız olmaya aday...

Dünya insandan oluşan dikenli bir teldir. Yeryüzünde bir saniye bile yaşasan yaralanırsın! Hayata karşı mağlup olmuş, Kore Savaşı'nın derin izlerini bedenlerinde ve zihinlerinde taşımaya mecbur kalmış bir neslin yüreğinden dökülenlere kulak vermek; Yalnızlıklarına tutunmuş, kabullendikleri yenilgilerini tanımadıkları bir çocuğun gözlerinde yeniden yaşayan bir grup insanın çığlıklarını duymak; Yetimhaneden evlatlık alınan bir çocuğun kapanmayan yaralarına tanık olmak için; Bu romanı okumalısınız...
Bu kitap görünmeyenlerin dile gelişidir...


Kitap Yorumu

   Tarih oldum olası ilgimi çekmiştir. İşin siyasi yönünden çok sosyal boyutunu daha çok merak ediyorum. Tarih derslerinde zaten yapılan savaşları ve barış antlaşmalarını öğreniyoruz. Ama bunun geri planında kalanı, yani bunların topluma yansımaları hep belirsizlik olarak kalıyor maalesef. Bu sebeple sosyal tarih içeren kitaplar favorim. 
   Bu kitabın tanıtımını ilk okuduğumda mutlaka almalıyım dedim ve listeme koydum. Okuma şenliği kapsamında da daha önce okumadığım bir ülke edebiyatı kategorisine uydu. Zira daha önce Kore edebiyatından bir kitap okumamıştım. Hevesle alıp okumaya başladım kitabı. Ama aynı hevesle bitiremedim o ayrı. 
   Kitapta herhangi bir anlatım bozukluğu ya da yazım hatası yoktu. Ama buna rağmen ilerlemedi bir türlü. Bir kere kapak yazısında yazanı bulamadım içinde. Bir grup insanın günlük yaşamı vardı sadece. Bu da Kore’de yaşayan bir Türk’ü ayrıcalıklı kılmadı benim için. Olay Kore’de de olabilir bir başka ülkede de. Bir de kitaptaki din adamlarından bahsediş tarzı ve bu kadar öne çıkmalarını sevmedim. 
   Genel itibariyle benim için çok keyifli bir okuma olmadı. Oldukça durağan ve sade bir kitaptı. Ama okumasaydım da aklımda kalırdı. O yüzden kimseye tavsiye ederim ya da etmem diyemem. Bakıp kararı siz verin derim ancak.

Bu kitaba verdiğim puan ise;

BLOG DESIGN BY BİR OTAKUNUN DÜNYASI